Mavi Bakışların Mirası
Bandırma Vapurunun güvertesinde, ufku bir bıçak gibi kesen bir çift mavi gözle karşılaştım.

Yazılar
Bandırma Vapurunun güvertesinde, ufku bir bıçak gibi kesen bir çift mavi gözle karşılaştım.

Bu ev artık sadece dört duvar ve bir çatı değil, zamanın durduğu, anıların ise can bulduğu bir müze gibidir.

O an anladım ki ben sadece bir misafirdim senin kalbinde. Hani o gitme vakti geldiğinde ev sahibinin gözlerine yerleşen huzursuz bir sabırsızlık vardır ya; işte onu çok geç fark ettim.

Belki de en büyük cesaret; tüm aynalardan kaçmak değil, onların karşısına geçip gördüğümüz her parçayı ışığıyla ve gölgesiyle kucaklayabilmektir.

Hayat, düz çizgilerin arasında değil, o karalamaların samimiyetinde gizliydi.

Hayatın telafisi olmayan zorlu bir sınav olduğunu, insanların görünmez yaraları ve cevapsız sorularıyla yapayalnız kaldığını anlatan bir yazı.

İnsan benliğinin bir aynaya dönüştüğü; geçmişin ağır anılarıyla paramparça olan bu yansımanın, sabırla ve ustalıkla yeniden bütünlenme hikayesi.

Belki de hayat, tam olarak budur. Dışarıda ve içeride kopan fırtınalara, zihni aydınlatıp sonra tekrar karanlığa boğan şimşeklere rağmen, bir mum ışığının titrek umuduna, bir gaz lambasının metanetine ve bir demlik çayın sıcaklığına sığınabilmektir.

Anemoia duygusunun ardında yatan nedenleri, modern hayatın yarattıkları çerçevesinde analiz ediyor.
Çocukların kurşunlardan kaçtığı, öğretmenlerin bedenleriyle siper olduğu bir dünyada insanlığın utancını sorgularken, açılan derin yaralar anlatılıyor.

Bakışlarının içinde saklı, henüz anlatılmamış hikâyeler var… Sanki yıllarca hayalini kurduğum o tek masalı bana yeniden fısıldıyorlar.
Bir insan düşünün; henüz çocukluğun masum dünyasından çıkmamış, ama bu dünyaya hepimizden farklı bir pencereden bakarak gözlerini açmış.
