Yatağımda, gece uykulu gözlerle uzanırken... “Başımın felç geçiriyor gibi ağrımasıyla savaşıyordum. ” Bir yanım, uyu yat, gözlerini kapa yeni bir güne taze baslangıçlara zihnini gönder diyordu. Ama o yanım pek masum olmadığını fırsatını bulduğunda her defasında gösteriyordu. Zihnimi sarsarak beni çıkılması zor bir tünelin içine atıyordu. Tek gördüğüm şey; sadece karanlığın, karanlıktan da korkuyor olduğuydu. Bu benim kendimden korkmam ile birebir eşleşiyordu. Diğer yanım ise pozitif tarafta olmaktan memnuniyet duyuyordu. Belki de uyumadan önce içimde hissettiğim burukluğu bu sayede atıyordum. Her insana makul olmayan bu özelliğin bende olması, sağlığım ve geleceğim için önemli olmalıydı. O an da uykuya dalmama az kalmışken, artık beynim çökerken; “Uyumama rekorunu kırarak tarihe geçeceğim sırada.” hevesliyken, hevesim küçük bir kapı deliğinin arasına sıkışmıştı. Ne oraya gidebilir, hevesimi sahiplenirdim. Ne de uyumamak için daha fazla zihnimi zorlayabilirdim.
Sonra derin düşüncelere odaklanmayı denedim. Çünkü insanın bilmediği kadar alakasız parçaları düşünürse, uyumazdı diye teori geliştirmiştim. Tam da gecenin karanlığı gözlerime çöktüğünde, bana elçi olacak o şey konuştu:
Aslında sessiz olan gece değildir. Sessiz olan söyleyemediklerimizdir.
+++++



Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.