Aslında bu yazıyı yarın yazmayı düşünüyordum ama içerisine düşmüş olduğum duygusal iklimi yarın yakalayabilir miyim diye kendime sorduğumda, olumsuz bir cevaba saplanma endişesi ile şu anda yazmaya karar verdim. Aynı günde arka arkaya üç yazıyı kaleme alıp kafanızı şişirdiğim için özür dilerim.
Yanılmıyorsam lise iki ya da lise üçe gittiğim zamanların yaz aylarından bir gün. Köydeki evimizin etraflarında bulunuyorum ve karnım aç. Anneme '' Yemek var mı anne? '' diye sorduğum bir soruya almış olduğum '' Var oğlum, mercimek çorbası var '' cevabını aldığımı hatırlıyorum. Son zamanlarda üst üste bir kaç gün aynı çorbayı yediğimiz için biraz bıkkınlıktan olsa gerek '' Yine mi çorba yiyecez anne ya! '' diye hafif sitemli bir karşılık vermemin üzerinden annemin hafif ağlamaklı bir sesle '' Var da mı yapmıyorum oğlum? '' diye bana karşılık verdiğini hatırlıyorum.
Ben, almış olduğu etkiye hemen karşılık veren insanlardan birisi değilim. Önce etkiyi alırım, sonra içimde o etkiyi yoğurup belli bir kıvama getirdikten sonra tepki veririm. Verdiğim tepki hemen o etkinin üzerinden beş dakika sonra mı gelir, yarım saat sonra mı gelir ya da bir gün sonra mı gelir ona garanti veremem.
Yakınlarda Show Tv'de yayınlanan Güldür Güldür tiyatral programında bu durumla ilgili bir skeç oynadıklarını hatırlıyorum.
Çok da gülmüştüm o skeç oynanma esnasında ama ben de o insanlardanım işte, onu söylüyorum.
Olayın üzerinden yıllar sonra o kare aklıma sirkülatif şekilde gelip beni hazırlıksız yakalar oldu belli bir demlenmeden sonra.
Ve ne zaman gelse hüngür hüngür ağlamak doğar içime.
Nasıl öyle bir karşılık veririm anneme?
Nasıl, ağlatacak seviyeye getiren hayırsız bir evlat olabilirim diye.
Kendimi yıllardır affedemiyorum.
Yapı gereği oldukça duygusal bir insanımdır ben.
Şimdi de öyleyim.
Ve yarın anneler günü...
Kayınpederlere kaynanamın anneler gününü kutlamaya gideceğiz.
İlkokul beşten itibaren köyümden ayrılıp devlet yatılı yurduna gittiğim zamanlardan itibaren Anneler gününde anneme sarılabildiğimi hiç hatırlamıyorum.
Gurbet yakar insanı derlerdi de bunu çok anlamlandıramazdım.
Annem-Babam Trabzon'da ben ise yirmi-yirmi bir yıldır Kocaeli'ndeyim.
Evet arayacağım, evet konuşacağım telefonla annemle ve herkes gibi anneler gününü kutlayacağım annemin.
Kırk beş yaşındayım, kocaman bir adam olmuşum belki ama ben annemi özledim.
Annem beni affetse bile ben kendimi affedemiyorum.
Cennet, annelerin ayağının altındadır diye boşuna söylememiş Peygamber efendimiz (s.a.v).
Siz siz olun sakın annenize ve babanıza '' Öf!'' bile demeyin.
Geçmiyor inan!
Kalpten düşmüyor, o insanı ağlatacak raddelere taşıyan hüzün duyguları.
Hakkını helal et Annem!
Hakkını helal et!
Bu vesileyle gurbette yaşayan hayırsız bir evlat olarak başta kendi Annem ve sevgili Eşim olmak üzere tüm annelerimizin Anneler gününü yürekten kutluyorum.
Anneler gününüz kutlu olsun!
Saygılarımla




Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.