Ben, takriben 5 ya da 6 yaşlarımdan itibaren '' Nazar değmesi '' dediğimiz bir fiiliyatın sonucu olarak hayatımın o anından sonrasını ve halen daha devam etmekte olan hayatımı; muhtemeldir ki son nefesime kadar da sürecek olan hayatımı kekeme bir insan olarak yaşadım, yaşıyorum ve yaşayacağım.
O an hayatının hangi zamanlarına denk gelir bilmiyorum ama bir yerden sonra durumunu kabul ediyorsun ve kendinle barışık olarak savaşmaya başlıyorsun yaşadığın hayatın her anıyla.
Hiç kimsenin ummadığı anlarda, ummadığı yerlerde ve ummadığı durumlarda karşılarında senin gibi çok kötü kekeleyen bir insanla karşılaştıkları vakit vermiş oldukları gülme ya da kahkaha atma tepkilerine muhatap ola ola; senin için en kötü anlar olarak kabul ettiğin o portrelere karşı kendince savunumlar geliştiriyorsun ve mümkün olan en hızlı şekilde o durumların içerisinden kendini kurtarabilmenin yollarına savuruyorsun kendini, başka hiç bir şeyi umursamadan.
Bu benim için geçmişte en büyük dertlerden biri idi. Zamanla kaçıp kurtulmasını başarabildiğimi görünce o en büyük dert sıradanlaştı benim hayatımda.
Bunun dışında mesleki sıkıntılar, ekonomik bunalımlar, ayakta kalma mücadelelerinin insanı yorup zorlaması; kendini insanlara anlatamama hissiyatının zaman zaman seni sarması gibi değişik çaplı dertlerle yoğrulduğumuz günümüzde daha önce çok da aşina olmadığımız bambaşka bir dert ile muhatap olduk 2019 yılından bu yana:
İnsanlık!
Ve bir an düşünüp durduğumuzda geçmişte yaşamış olduğumuz dertleri üst üste toplayıp, bu yeni dertle kıyas edip sidik yarışına sokmaya kalktığımızda; evvelkilerin hiç birinin bu yepyeni olanla boy ölçüşemediğine şahit oluyoruz.
Kekeme imişsin, peh!
Bazı ekonomik darlıklarla mücadele ediyormuşsun, peh!
Önem verdiğin kapıların bir kısmı suratına kapanıyormuş, peh!
Aile huzurun zaman zaman sekteye uğruyormuş, peh!
Meslektaşlarının vefasızlığı seni çileden çıkartıyormuş, peh!
Hiç kimse seni anlayamıyormuş, peh!
Yaşamış olduğun streslerden dolayı sağlığın bozuluyor gibi oluyormuş, peh!
İnsanlığın kökünü kazıyorlarmış, peh!
Lan zırtapoz, orada dur sen bir hele!
Geriye sar şimdi ve bir daha söyle:
İnsanlığın, E e ...
Kökünü kazıyorlarmış!
Tamam.
Şuna cevap ver şimdi:
Buna nasıl peh dersin?
Senin kafana bombalar düştü mü hiç?
Senin evin yıkılıp, çoluğun çocuğun gözlerinin önünde kaçırılıp akıbetlerinden haberdar olamadığın anı yaşadın mı hiç?
Ölmeden bir kaç saat önce ellerini gökyüzüne kaldırıp: '' Sizi ALLAH'a şikayet edeceğim!'' diyen kızcağızla ekranlarda göz göze gelebildin mi hiç?
'' Pılını, pırtını toplayıp buraları hemen terk et!'' diyen yabanilerin hışmına uğrayıp, kendi Vatan'ında mülteci oldun mu hiç?
Yıllarca aç susuz bırakılarak, gıda yardımı yapacaklarını söyleyen asker kılıklı teröristlerin açtıkları mermi sağanaklarıyla vurulup şehadete erdin mi hiç?
Çıplak ayaklarla çadırlar arasında akranlarınla dolaşırken hemen yanı başına düşen füzelerin canına kastettiğini fark edip, arka arkaya dizilmiş üç küçük çocuk gibi tir tir titredin mi hiç?
Bırak kardeşim ya, bırak kardeşim!
Nasıl peh dersin, nasıl?
Hiç bir şey yapamazsan bile iki kelime dua et yeter!
Kavrulan insanlığı gör!
Tüm insanlardan öç alacağını söyleyen ALLAH'ı hatırla!
Ondan sonra da tekrar kalk ayağa bakalım, o horonu tepince huzur bulabilecek misin acaba?
İnsanlık ile dertlen, insanlık ile!
Göz yaşın aksın, ömründe bir kez bile insanlık için!
Saygılarımla




Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.