I. Manik Şizofreni Bahçesi: Vitrin Deliliği
Sabah alarmı çalar. Şehir, ağzından dumanlar çıkan devasa bir beton canavar gibi homurdanarak uyanır. Ve oyun başlar.
Yataktan fırlarsın, aynadaki o darmadağın yüzüne bakar ve hemen çekmeceden o günkü maskeni seçersin: "Kusursuz Vitrin" maskesi. Parlak, hiper-aktif, hırslı, sürekli başaran ve durmadan tüketen o sahte dışa dönüklük iksirini dikersin kafaya.
Metrolara, plazalara, kahve zincirlerine sızarsın. Herkes birbirine ne kadar harika bir hayatı olduğunu kanıtlamak için yırtınır. Profesyonel ağlarda başarı kusanlar, ekranlarda mutluluk taklidi yapanlar, rakamlar yükseldikçe hazdan çıldıranlar... Toplum bu manik atağı alkışlar işte! "Bak" der sistem, "İşte benim istediğim kusursuz parça! Tüketiyor, parıldıyor ve hiç soru sormuyor."
Herkes birer ucuz rockstar simülasyonudur caddelerde. Ama kimse yanındakinin göz bebeklerinin arkasında biriken o simsiyah tekinsizliği göremez. Görmek istemez. Çünkü bu sistem, sadece parıldayan et yığınlarını satın alır; acı çeken ruhları değil.
II. Gece Seansı: Çıplak Beyin ve Kabuslar
Sonra saat gece yarısını vurur. Şov biter. Neon tabelalar söner, o gürültülü kalabalık evlerindeki hücrelerine çekilir.
Kendi odanın loşluğunda kapıyı kilitlediğin an, o parlak maske yüzünden çatırdayarak ayrılır. Masaya düşer. Ve o an, modern kentin en ağır suçu işlenir: Filtresiz düşünmek.
Gece yarısı, sistemin seni uyuşturmak için damarına bastığı tüm o dijital morfinlerin etkisinin geçtiği andır. Kafanın içinde bir ses konuşmaya başlar. Sana kazandığın o paraların, aldığın o kıyafetlerin, biriktirdiğin sahte beğenilerin ruhunun ortasındaki o devasa boşluğu kapatmaya yetmediğini haykırır. Zirvedesin, değil mi? Herkes seni konuşuyor, her şeyi satın alabiliyorsun. Ama hissettiğin tek şey, mutlak bir donma hissi.
Sistem bize mutlu olmayı öğretmedi; bize sadece "mutluymuş gibi yapmanın" pazarlamasını yaptı. Ve şimdi, o karanlık odada, milyonlarca insan aynı anda kendi içine doğru kusuyor zihnindekileri.
III. Sizin "Normaliniz" Sahtelikten İbaret: Deliliğin Patenti
Ve hemen ertesi gün, bu iki dünya arasında ruhu jilet gibi yırtılan, gündüzün sahte şaşaa çılgınlığıyla gecenin ağır varoluşsal krizi arasında gidip gelen insana toplum o damgayı vurur: "Hasta." "Uyumsuz." "Deli."
Hadi oradan!
Savaşların canlı yayınlandığı, gücün insandan daha kutsal sayıldığı, bir yanda açlık yaşanırken diğer yanda lüksün gövde gösterisi yaptığı bir dünyayı "normal" kabul eden bir toplumun; tüm bu lağım düzeneğine karşı aklını kaçıran bir bireyi "hasta" ilan etmesi ne büyük bir ikiyüzlülük, farkında mısın?
Sokaklardaki o "büyük delilik" yasal kılınmış, kurumsallaşmış ve takım elbise giydirilmiştir. Bireyin yaşadığı o iki uçlu sarsıntı ise, bu kolektif cinnete karşı verilebilecek en namuslu, en insani reaksiyondur. Gerçek delilik, bu dünyada hiçbir şey yokmuş gibi stabil kalabilmektir!
IV. Pirus'un Kırık Aynası
Bu hikayenin sonu tam bir trajikomedi. Sistemin kurallarına göre oynarsın. Herkesi çiğner geçer, gücü, şöhreti, o sahte alkışları toplarsın. Podyumun en üstündesindir artık. Tam "Kazandım!" diye bağıracakken arkana bakarsın.
O da ne?
O kürsüye çıkmak için gençliğini, çocuksu saflığını, gerçek dostlarını ve en önemlisi akıl sağlığını bırakmışsın geride. Tebrikler, kazandın! Ama elinde tuttuğun şey sadece süslü bir hiçlik. İşte buna Pirus Zaferi denir: Savaş meydanında herkesi yok edip, tek başına boş bir çölde tahta oturmak.
Bu iki uçlu simülasyondan çıkış, yok olmakla ya da sisteme tamamen köle olmakla bitmez. Uyanış, kendi içindeki o vahşi tezatlığı kabul ettiğin an başlar.
Ne o caddelerdeki sahte vitrin mankenisin, ne de gecenin karanlığında yok olmayı bekleyen bir ceset. Sen ikisisin de. Bu sarsıntılı köprünün ta kendisisin. Toplumun bizi tek tipleştirmeye, uyuşturmaya ve "stabil" birer zombi yapmaya çalıştığı bu çağda; maskeni söküp o iki uçlu deliliğinle, acınla ve taşkınlığınla bu düzene meydan okur gibi dimdik durmak...
İşte bu, yapabileceğin en marjinal, en devrimci eylemdir. Şimdi git ve aynadaki o kırığa iyi bak.





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.