Her yolun sonuna bir duvar,
Duvarın ardına bir hayal koymuşlar.
Yıkmaya çalıştıkça kaybolduğun,
Devasa bir labirent yaratmışlar.
"Sağın solun çıkmaz sokak" diyenler,
Çıktığın her sokakta başka bir bilinmeze sebep olmuşlar.
Sanki onca labirenti çözen sen değilmişsin gibi, ardından arsızca kahkaha atmışlar.
"Taş olsa çatlar" dedikleri her şeye göğüs geren, o mağrur yanına haksızlık etmişler.
İnsan olduğunu unutmuşlar; kendini insan sananlar...
Şimdi dönüp baktığında geride kalan bir çocuk,
Elleri kolları kan revan içinde, nefes nefese kalmış, sana bakıyor buğulu gözlerle.
Saçları gür ve dalgalı, lâkin bir o kadar dağınık...
Bir nefes çekerken içine, sızlıyor sol yanın,
Anlıyorsun ki sensin o;
Yıllar önce amansız bir savaşa başlayan çocuk.
"Savaş bittiğinde mutlu olurum" zanneden temiz yürek,
İşte tam orada, zamanın ötesinden sana bakıyor.
Karşısında yirmi beş yaşında bir kadın...
Yüzündeki o eksilmeyen merhametle gözlerindeki o silinmeyen yorgunluk yan yana.
Dizlerinin üzerine çöküyor kadın, çocukluğun önünde.
Koskoca bir labirentin kurbanları ikisi de...
Ve sessizlik yırtıyor duvarları,
Kadın çocuğun kanayan ellerini tutuyor,
Çocuk kadının yorgun gözlerinde gözyaşı oluyor.
Bir mağlubiyet değil bu, bir teslimiyet değil;
Yaraları aynı, aynası aynı iki yabancı...
Zaman duruyor, labirent susuyor,
Yirmi beş yaşındaki o kadın,
Kendini o çocuğun göğsüne gömüyor.
Aslında çare dediği şey duvarları yıkmak değilmiş;
Çare, o labirente rağmen o çocuğa sarılabilmekmiş.
İşte tam oradayken savaş bitermiş.


Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İnsan olduğunu unutmuşlar; kendini insan sananlar... Muhteşem olmuş yüreğinize sağlık
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Çok teşekkürler 🌸