YazYorum

Kusuruma Bak

"Hiç kimse mükemmel değildir herkesin kusurları vardır ama bu kusurlar kötü bir şey değil tam aksine bizi biz yapan ve sadece bize özel ayrıntılardır."

Erkan Ulaşır|18 Haziran 2026|2 dk okuma
254 görüntülenme|0 yorum

Hiç kimse mükemmel değildir herkesin kusurları vardır ama bu kusurlar kötü bir şey değil tam aksine bizi biz yapan ve sadece bize özel ayrıntılardır.

Çoğu kez kendimizi anlatmaya çalışırken o zamana kadar oluşturduğumuz  bir vitrinin tasvirini kullanırız. Hayatımızın büyük bir kısmı, başkalarının gözlerinde iyi görünme çabasının etrafında şekillenir. Bulunduğumuz ortamda daha başarılı, daha güçlü, daha güzel, daha akıllı görünmek isteriz. Çevremiz için hazırladığımız vitrin ne kadar eksiksiz olursa o kadar değerli hissederiz kendimizi. Oysa insanın en büyük yanılgılarından biri, kusursuzluğun bir erdem olduğuna inanmasıdır. Çünkü kusursuzluk, uzaktan hayranlık uyandırabilir; fakat yakınlık kuramaz. İnsanları birbirine bağlayan şey mükemmellik değil, aksine eksikliklerimiz ve kusurlarımızdır.

Kusurlar insanın imzaları gibidir. Aynı kazayı yaşayan insanlar bile farklı yaralara alırlar.

Herkesin korkuları, kırgınlıkları, zaafları ve sakladığı karanlık köşeleri farklıdır. Bu farklılıklar sürekli mükemmel ve kusursuz olmaya çalışan insanlar tarafından bir özür ya da eksiklilik gibi görülebilir. Oysa kusurlar, insanı sıradanlaştıran değil, onu eşsiz kılan ayrıntılardır. Bir ağacın gövdesindeki çizgileri onun yaşadıklarının hikâyesini anlatıyorsa ve kesilmeden görülemiyorsa, insanın kusurları da onun görünmeyen geçmişinin izlerini taşır ve ancak görmesine izin verilenler tarafından görülebilir.


Ne var ki modern yaşam döngüsünde çoğu zaman başarıyı alkışlanıp yaralar yerildiği için insanlar kusurlarını gizlemeye yönelmişlerdir. Gücü övüp kibarlığı küçümsediklerinden insanlar birbirlerine kendilerinin en parlak taraflarını gösterirler. Böyle olunca gülümsemeler dikkatle seçilir ve yapmacıklaşır, cümleler özenle kurulup filtrelenir, hatalar gizlenir. Sonunda ortaya kusursuz görünen ama giderek yalnızlaşan insanlar çıkar. Çünkü herkes vitrinini sergilerken kimse içini göstermez.


Belki de çağımızın en büyük yalnızlığı buradan doğmaktadır. İnsanlar birbirlerini görüyorlar ama tanımıyorlar. Birbirlerinin başarılarını biliyorlar ama korkularını bilmiyorlar. Birlikte vakit geçiriyorlar ama birbirlerinin karanlığına dokunamıyorlar. Belki de en acısı yeni yetişen nesil bunun olması gereken bir yaşam standartı olduğunu öğrenerek büyüyor ve empati dediğimiz o insani duygu yavaş yavaş ortadan kayboluyor. Oysa gerçek yakınlık, insanın güçlü yanlarını paylaşmasıyla değil; zayıf yanlarını paylaşabilmesiyle başlar. Birine kusurlarını göstermek, ona duyduğun güvenin göstergesidir. Çünkü kusurlarımızı açtığımızda yalnızca görünmek istemeyiz; kabul edilmek isteriz.

Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar