Çağ değişiyor ama insanın ruhunu kemiren mekanizmalar yalnızca kılık değiştiriyor. Bugünün insanı zincirlerini özgürlük diye taşıyor; kendi vitrininin önünde “kendisi olma” performansı sergiliyor. Sahte bireysellik parıltıları, hızla tüketilen farkındalık cümleleri, içi boş gelişim ritüelleri, estetik filtrelerle parlatılmış kırılmalar… Hepsi insanın içine yerleşen görünmez çürümeyi gizlemek için.
Artık kimse gerçekten yaşamıyor gibi; herkes kendisinin pazarlama departmanına dönüşmüş durumda. Öfke bile gösteriye dönüştü. İnsanlar değişmekten çok, değişiyormuş gibi görünmek istiyor. Spiritüellik bile insanın kendinden kaçma biçimine dönüşüyor; acıyla yüzleşmek yerine ona pastel tonlarda bir anlam yükleniyor. Büyük kötülük, eski anlatılardaki gibi gürültüyle gelmiyor artık. Kapıları kırmıyor, savaş ilan etmiyor. Sessiz geliyor. Küçük alışkanlıklarla, minik tavizlerle…





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Doğal olan, sevgi için savaş veren, filtresiz bir hayat yaşayan da nedense hep kaybediyor
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.