Ruhuma değen o rüzgâr…
sen miydin,
yoksa adımı benden önce bilen bir kâhin mi?
Ellerin değdiğinde zamana,
saatler susar sandım.
Oysa susan bendim—
bir anın içine gömülmüş,
çıkmak istemeyen.
Bu bir son muydu,
yoksa son diye korktuğum
bir eşiğin başlangıcı mı?
Ben bitişleri bilmem…
Ben, eksilen yerlerinden büyüyenim.
Bir gidişin ardından
içimde filizlenen boşluğu taşıyanım.
Adını sevmedim yalnız—
adınla kendimi sevdim.
Ve o günden sonra
her aynada biraz sana değdim.
Git demek kolaydır,
kal demek kök ister…
ben sana tutunmak değil,
toprağın olmak isterdim.
Anlat bana—
içinde sakladığın o yeşil bahçeyi,
henüz açmamış çiçeklerin utancını,
rüzgârla konuşan dallarını…
Çünkü ben
bir kalbin sessizce yeşerdiğini
seninle öğrendim.
Ve şimdi…
kırık yerlerimi de alarak geldim sana.
Aç yüreğini—
çünkü ben
en çok çatlaklarından sızan ışıkta
severim seni.

Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Yüreğinize sağlık hocam
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Kalemine yüreğine sağlık 👏👏👏
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.