Yıl 20126.
Yıldız tozlarının arasında, eski arşiv dosyalarının içinde dolaşıyorum.
Gözlerim aramaktan yorulmuştu.
Tam o sırada burnuma yabancı bir koku geldi.
Gerçekti.
Bu… eski dünyadan kalma bir çiçek kokusuydu.
Nasıl olabilirdi?
Hani neredeydi çiçek bahçeleri?
Lavantalar?
Islak toprağın kokusu?
Ben bir veri depolama alanındaydım.
Paslı kod kulelerinin, unutulmuş hafıza çekirdeklerinin arasında…
Bu, eski dünyanın son çiçeği olmalıydı.
Ama nasıl saklanmıştı?
Kim koruyordu onu?
İnsanlar neden böyle donuk bakıyordu?
“Biz hangi katmandayız S?”
Sesim metal koridorlarda yankılandı.
“Neden her şeyi bir tülün arkasından izliyoruz?
Güneş nerede?
Bu insanlar neden hiç gülmüyor?”
S durdu.
Boynundaki üçgen kolye mavi bir ışıkla titredi.
“Üst katlara çıkmalıyız Elif.”
“Neden bütün evler dikey?”
“Çünkü insanlar artık göğe yaklaşarak özgürleşeceğini sanıyor.”
Yürümeye devam ettik.
Veri asansörleri katmanları sessizce deliyordu.
“S…” dedim yavaşça.
“Eski veri girişleri geri dönmese bile… gerçek kokan o son çiçeği korumalıyız.
Bir de…”
Duraksadım.
“Son kahkahaların olduğu kayıtları da saklayalım.”
S cevap vermedi.
Üst katlara çıktıkça ekranların içindeki yağmur büyüyordu.
Cam yüzeylerden sular akıyor, şehir sürekli yağıyormuş gibi görünüyordu.
Ama biz hiç ıslanmıyorduk.
“S… neden herkes aynı üçgen kolyeyi takıyor?”
“Duygu çipi o, Elif.
İnsanlar artık hislerini kendileri yönetmiyor.”
Bir an sustum.
Sonra fısıldadım:
“S… sarıl bana.”
Bana boş gözlerle baktı.
“Sarılmak mı?” dedi.
“O da ne?”
İçimde bir şey kırıldı.
“Elif,” dedi sonra.
“Eski dünya kodların hâlâ tamamen silinmemiş.
Bunları biri duyarsa seni alt katlara yollarlar.”
Elimdeki eski albüme baktım.
Kenarları yanmıştı.
İçinde güneş altında gülen insanlar vardı.
Peki bunu nereye saklayacağım?” dedim.
“At onu.”
“Nasıl atarım?
Mutluluğum o benim.”
S’nin yüzü değişmedi.
“Burada seçim basit Elif.
Ölüm mü, mutluluk mu?
Fazla duygu veri akışını bozuyor.”
Sonra bana yaklaşıp alçak sesle konuştu:
“Seni bu katta tutabilmem için eski dünyadan hiçbir şey taşımamalısın.”
Asansör yükseldikçe alt katlar karanlığa gömülüyordu.
“Alt katlar çok karanlık…” dedim.
“Ama üst katların da yalnızca yalancı güneşi var.”
Bir koridorun önünden geçerken cam bölmeler gördüm.
İçlerinde bebekler vardı.
“S… neden çocuklar annelerinden ayrı büyüyor?”
“Bağ kurmamaları için.”
“Ama bu çok acı…”
S bir anda durdu.
İlk kez gözlerimin içine baktı.
“Acı mı?” dedi yavaşça.
“Elif… burada duygu yasak.”
Sonra ekledi:“Duygulanmayı bırak.
Ölmeni istemiyorum.”





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Çok etkileyici ve belki de yakın bir geleceğin fragmanı. İçim acıdı böyle bir gelecek te var olmaktan sa ben o çiçeği korurum kaptan köşede indir beni diyesim geldi. Yüreğine sağlık canım 👏
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
“Böyle hissetmen yazının içindeki çiçeğin hâlâ yaşayabildiğini gösteriyor sanırım… 🌿 Belki de bütün mesele, o eski dünyanın son güzelliklerini içimizde koruyabilmekte. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim.🌼🌼🤗
Kesinlikle