YazYorum
Öykü30 Haz 2026

Sür be Suat dayı

Bir zamanlar Akçay Otogarı’nın arkası, kapalı pazar yerinin bulunduğu yerde bol mandalina ağaçları, zeytin ağaçları ve ceviz ağacı vardı. İçinden küçük bir dere akardı tabii cami yapılırken o dere de yok oldu. Bu hikâye de tam orada geçmektedir

Sevgi Seçen|30 Haziran 2026|1 dk okuma
231 görüntülenme|0 yorum

Sür be Suat dayı

Bir zamanlar Akçay Otogarı’nın arkası, kapalı pazar yerinin bulunduğu yerde bol mandalina ağaçları, zeytin ağaçları ve ceviz ağacı vardı. İçinden küçük bir dere akardı; tabii cami yapılırken o dere de yok oldu. Bu hikâye de tam orada geçmektedir. İlkokula daha yeni başlamıştım. Hep sütçü Hakkı Dede’nin at arabasına binmek isterdim, nasip olmadı. Dedem de bu isteğimi bilirdi. Bir gün hurdacı Suat dayı karpuz satarken iki üç tane karpuz kalmış, bize gelmişti. Hurdacı dediysem de mesleği oydu; on numara delikanlı, adam gibi adamdır.

Dedem nasıl ikna ettiyse, Suat dayı “Atla, kız, arabaya; madem çok istiyorsun, gezdireyim seni” dedi. Sevinçten havalara uçan ben, Osman abimin desteğiyle atladım tabii. Rüzgâr hafif hafif eserken Akçay sokaklarında turladık. Bir hatır kıymetli idi o zamanlar. At arabasını mandalina ağaçları arasında bıraktı. Yenge sofra kurmuştu ekmek, peynir ve karpuz… El birliğiyle kurulan sofrada kahkahalar havada uçuşuyordu. Hani şöyle bir zaman, bir anlığına geriye aksa… “Sür be Suat dayı” desem, o eski gül kokulu, akasya kokulu Akçay sokaklarında gezsek… Şimdi daha iyi anlıyorum ki kıymet, vefa, dostluk her zaman karşına çıkmıyor.


Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar

Öykü11 Eyl 2026

Denizin Unuttukları

Bir an endişelendim; modern insanın ilişkilerini ve kendi özünü tüketim maddeleri üzerinden kurma çabasına üzüldüm.

YUSUF KARA·3 dk·0·109