Bazen düşünüyorum da, taslaklar biraz içimize attığımız şeylere benziyor. Yazmaya başlayıp yarım bıraktığım her cümle, devamını getiremediğim her paragraf, kaydedip bir daha dönmediğim her not… Aslında biraz da söyleyemediğim şeyler gibi.
Bazı cümlelerin başını yazıyorum ama devam edemiyorum. Çünkü devam edersem fazla açık edeceğim kendimi gibi geliyor. Sanki yazdığım anda o duygu daha gerçek olacak. O yüzden bırakıyorum. Taslaklarda bekliyorlar.
Bazen gece bir şey hissedip hızlıca yazıyorum. Sabah okuyunca yarım bırakılmış oluyor. Ne tam silmeye kıyabiliyorum ne de tamamlayabiliyorum. Çünkü bazı duyguların adı var ama sesi yok gibi. İnsan kendi içinde bile net anlatamıyor bazı şeyleri.
Galiba taslaklar bu yüzden bu kadar çoğalıyor. İnsan sustuğu şeyleri bir yere bırakmak istiyor. Kimseye anlatmasa bile tamamen yok olsun istemiyor. Belki bir gün geri dönerim diye saklıyor. Belki bir gün cesaret eder tamamlarım diye.
Ama çoğu zaman taslaklar orada kalıyor. Tıpkı içimize attığımız şeyler gibi.



Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.