Sokak lambalarının altında büyüyen o son çocuklardık biz…
Zamanın henüz bu kadar hızlı akmadığı günlerden kalma.
Dizlerimizdeki yaralar, o tozlu sokakların en sahici fotoğrafıydı...
Kimseler bilmezdi o günlerin telaşsız derinliğini.
Her köşe başında bir koşturmaca, bayram sabahında kırmızı rugan ayakkabılar…
Zamanın bizi nerelere savuracağını bilmeden, rüzgara karşı nefes nefese koşardık.
O siyah önlüğün içine sığdırdığımız dünya, şimdiki gökyüzünden çok daha büyüktü.
Bir bayram töreni... Mikrofona uzanan o cesur çocuk sesi.
Rüzgarda savrulan beyaz kurdeleli saçım. Ve avucumuzda sımsıkı tuttuğumuz o küçük sarı çiçek... Hayatın bize verdiği en güzel hediye, o anların ta kendisiymiş.
Yıllar geçip sokaklar tenhalaşsa da, insan saklanmayı o tozlu köşelerde öğrenmeye görsün bir kez. Büyüdükçe eksilen dünyaya inat, o çocukluğun saf kokusunu her daim kalbinde taşıyor..
Hikayelerimiz, geride kalan günlerin uzağında, bir anın içinde sonsuz kalabilmekten ibaretmiş.
Zaman bizi büyütse de, içimizdeki o çocuğu hiçbir dünya telaşı eskitememiş!





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Annemin dönemi ve kıskandığım zamanlar ne güzel zamanlarmış yüreğinize sağlık
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.