Kaygılı mıydım? Mutlu muydum? Düşünceli miydim? Sinirli miydim? Tam olarak bilmiyorum.
İnsan, içinde olup bitenleri sıfatlandırıp ayıramaz. Duygular birbirine karışır; sevinç biraz hüzne, umut biraz kaygıya benzer. Kalemimin gölgesini gören harfler de belki bu yüzden kaçıp gittiler.
Zaman; insanın zihnine bir çiçek tohumu gibi köklerini salarak, kendini anlatmanın bir yolunu arıyordu. O vakitlerdi sanırım, sayfama ortancayı yazarken ortada beliriverdi. Tam o sırada ortancalar düştü aklıma.
Hiçbir çiçek yalnızca göze görünmek için varoluşta değil. Hiçbir tomurcuk, mevsimin kapısını zorlayarak aralamıyor. Toprağın karanlığında geçen günlerin dönüşümün ayrılmaz bir parçası olduğunu biliyor. Çiçekler, insanın varoluş felsefesinin giriş cümlesidir.
Nadir çiçekler, ortancalar. Toprağın kendilerine davrandığı koşullara göre renk değiştiriyorlar.
Bir gün mavinin sükûnetiyle, başka bir gün morun gizemiyle, bazen de pembenin nezaketiyle merhaba diyorlar. Hangi renge dönüşürlerse dönüşsünler, ortanca olmaktan vazgeçmiyorlar. Değişiyor ama başkalaşmıyorlar.
İnsan da biraz böyle değil mi?
Hayatın getirdikleriyle değişiyoruz. Bazı günler daha sessiz, bazı günler daha güçlü, bazı zamanlar daha kırılgan oluyoruz. Bazı günlerde hiçlik hissine kapılıyoruz.
Yaşadıklarımız bizi dönüştürüyor. Fakat bütün bu değişimin içinde korumamız gerekenler var; merhametimiz, vicdanımız, sevgimiz.
Belki de olgunlaşmak, değişime direnmek değil; değişirken kendini kaybetmemeyi öğrenmektir.
Bugün kendime baktığımda hangi renkte olduğumu tam olarak bilmiyorum. Belki mavinin dinginliği var içimde. Belki morun içine dönük sessizliği. Belki de sarının; incinmiş, örselenmiş olsa da ışığını dünyadan esirgemeyen o azimkâr yanı... Belki flu, belki rengârenk.
Gel de şimdi ortancaya ortanca de! Yine ortanca olarak sayfama yazdım.
Şunu biliyorum ama her rengin anlatacağı bir hikâyesi var.
Peki siz, bugün hangi renksiniz?





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Benim rengim; güneşin tenime nasıl dokunduğuna, ayın karanlığı ne kadar aydınlattığına, sevgilimin elimi nasıl tuttuğuna, patronumun nasıl bağırdığına ve bazen de bir kedinin miyavlamasına bağlıdır.
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Alaca renk güzel bir yaklaşım oldu.