Bazı rüzgarlar yalnızca ağaçların yapraklarını sallamaz. İnsan, ömrü boyunca birkaç kez öyle bir rüzgâra rastlar ki içindeki ağırlıkları da yerinden oynatır. Uzun zamandır çökmüş bir sisin, odalara sinmiş bir dumanın, yıllardır açılmamış bir pencerenin önünde bekleyen sessizliğin içinden geçer gelir ve geldiğinde fark ederiz ki asıl kirlenen hava değilmiş; bazen düşüncelerimiz, bazen korkularımız, bazen de geçmişe tutunma alışkanlığımızmış.
Duman garip bir şeydir. Bir ateşin ardından doğar ama çoğu zaman ateş söndükten sonra da kalmaya devam eder. İnsan hayatındaki kırgınlıklar da biraz böyledir. Olaylar biter, insanlar gider, mevsimler değişir; fakat onların bıraktığı duman uzun süre içimizde dolaşır. Bazen bir fotoğrafın köşesinde, bazen eski bir şarkının ilk notasına saklanmış hâlde çıkar karşımıza. Gözümüzü değil belki ama gönlümüzü yakar.
İşte tam o zamanlarda bir rüzgâra ihtiyaç duyar insan.
Bu rüzgâr her zaman büyük değişimlerin adı değildir. Kimi zaman bir dostun omzuna bıraktığı sıcak bir eldir. Kimi zaman uzun bir yolculukta görülen uçsuz bucaksız bir bozkırdır. Bazen bir çocuğun sebepsiz gülüşü, bazen sabah erkenden açılan pencereye dolan deniz kokusudur. Hayat, dumanı dağıtacak rüzgârları çoğu zaman sessiz gönderir. Gürültüyle gelmezler. İnsan onların gelişini ancak geçtikten sonra anlar.
Bozkırda yaşayanlar bunu iyi bilir. Günlerce göğü örten toz bulutu, bir gece vakti çıkan serin bir rüzgârla dağılır. Sabah olduğunda ufuk yeniden görünür olur. Dağlar yerindedir, yollar yerindedir, yıldızlar yerindedir. Sadece gözün önündeki perde kalkmıştır. Hayat da böyledir aslında. Bazen kaybettiğimizi sandığımız şeyler kaybolmamıştır; onları göremeyecek kadar dumanın içinde kalmışızdır.
Yaş aldıkça şunu öğreniyor insan: Her dumanla savaşılmaz. Bazıları beklenir. Çünkü rüzgârın yapacağı işi ellerimizle yapmaya çalıştıkça daha çok yoruluruz. Bazı acılar zaman ister, bazı sorular sessizlik. Bazı yaralar ise yalnızca mevsim değiştirdiğinde iyileşir. Sabır da biraz rüzgâra inanmak demektir; henüz görünmese bile geleceğini bilmek.
Belki de umut tam burada başlar. Dumanın ortasında değil, onun sonsuza kadar sürmeyeceğini fark ettiğimiz yerde. Çünkü hiçbir duman göğün tamamına sahip olamaz. Ne kadar yoğun olursa olsun, bir yerlerde onu dağıtacak bir rüzgâr mutlaka doğar. İnsan bazen o rüzgârın kendisi olur, bazen de başkasının hayatına esen serinlik.
Gün gelir, uzun zamandır görünmeyen ufuk yeniden belirir. O zaman anlarız ki rüzgâr yalnızca dumanı dağıtmamıştır; bize gökyüzünü de geri vermiştir. Çünkü bazı rüzgârlar geçip gitmek için değil, insanın içindeki manzarayı yeniden göstermek için eser.





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Güçlüdür Rüzgar… ateşi söndürür, yağmur bulutlarını dağıtır, güneşin sıcaklığında içimize ferahlık verir… Kaleminize sağlık
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Teşekkür ederim. O rüzgara kavuşma umudu ile...