Bazı insanlar vardır…
Bir odaya girdiklerinde hiçbir şey söylemeden bütün havayı değiştirirler. Sanki üzerlerinde görünmeyen bir geçmiş taşırlar. Bir savaşın içinden çıkmış gibi bakarlar hayata. Ve insan onların gözlerine baktığında şunu hisseder: Bu kişi bir şey kaybetmiş.
Ama neyi?
İnsan en çok neyi kaybettiğinde değişir? Bir insanı ölüm değil bazen bir cümle öldürür. Tam zamanında söylenmeyen bir cümle. Bir vedanın eksik kalan tarafı. Bir “kal” kelimesinin söylenmeyişi. Çünkü insan bazen yaşayamadığı şeylerin mezarlığında yaşar. Herkes bir şeylere yetişmeye çalışıyor. Paraya, aşka, başarıya, güçlü görünmeye…Ama kimse dönüp kendine şu soruyu sormuyor: Ben gerçekten neyin peşindeyim?
İnsan tuhaf bir varlık. Canını en çok acıtan şeyi içinde saklıyor. Kimse görmesin diye gülümsüyor. Ve zamanla kendi maskesine inanıyor. Bir gün aynaya baktığında yüzünü değil, rolünü görüyor. Belki de insanın en büyük trajedisi budur: Kendisine dönüşeceğini sandığı kişiye dönüşememesi değil… Hiç kimse olamadan yaşlanmasıdır.
Gece herkes uyurken dünyanın başka bir yüzü ortaya çıkar. Saatler ağırlaşır. Sessizlik konuşmaya başlar. Ve insan, gündüz kaçtığı bütün düşüncelerle aynı odada kalır. İşte o an kim olduğun belli olur. Çünkü kalabalıklar karakteri değil, yalnızlık insanı ortaya çıkarır. Bazı insanlar neden geçmişi unutamaz biliyor musun? Çünkü bazı anılar yaşanıp bitmez. İnsanın içinde yaşamaya devam eder. Bir koku olur. Bir sokak olur. Bir şarkının tam ortasında ansızın boğazına oturur. Ve insan şunu fark eder: Zaman her şeyi götürmüyor. Bazı şeyleri sadece sessizleştiriyor. Hayatta en korkunç şey nedir biliyor musun? Bir canavarla karşılaşmak değil. Bir gün, aynaya bakıp o canavara dönüşmüş olduğunu anlamak. Çünkü kötülük bir anda başlamaz. İnsan önce kırılır. Sonra yorulur. Sonra hissizleşir. En sonunda da kendisini kaybeder. Ve herkes bunun adına “büyümek” der. Oysa bazı insanlar yaş aldıkça büyümez. Sadece çocukken kurdukları hayallerden uzaklaşırlar. Bir zamanlar gökyüzüne bakıp sonsuzluğu hisseden o insan gider… Yerine faturaları düşünen biri gelir. Ve buna hayat denir. Belki de cehennem ateş değildir. Belki cehennem, içinde hala sevme gücü varken sevgisiz bir hayat yaşamaktır. İnsan anlaşılmak ister. Ama kimse tam olarak anlaşılmak istemez. Çünkü bir insanın ruhunu gerçekten görebilseydik birbirimizden korkardık. Herkesin içinde sakladığı bir karanlık vardır. Bir pişmanlık. Bir utanç. Bir yarım kalmışlık. Ve belki de bu yüzden bazı kitaplar bize bu kadar yakın gelir.
Çünkü ilk kez biri gelip içimizde yıllardır adını koyamadığımız şeye bir isim verir. Şimdi sana garip bir şey söyleyeceğim: İnsan bazen kurtulmak için değil, bulunmak için kaybolur. Çünkü bazı yolların amacı varmak değildir. Bazı acıların amacı iyileştirmek değildir. Bazı karşılaşmalar sonsuza kadar sürmek için yaşanmaz. Ama yine de insan… Her şeye rağmen sever. Her şeye rağmen umut eder. Ve her defasında yeniden kırılacağını bile bile kalbini bir başkasının ellerine bırakır.
İşte insanı hem trajik hem de muhteşem yapan şey budur. Defalarca yıkılıp hâlâ içinde küçücük bir ışık taşıması. Belki dünya, o ışığı kaybetmeyen insanların omzunda dönüyordur.





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Çok iyi bir kaleminiz var. Özellikle şu kısım çok önemliydi bence... Yazılarınızın devamını beklerim, elinize sağlık. "Çünkü ilk kez biri gelip içimizde yıllardır adını koyamadığımız şeye bir isim verir. Şimdi sana garip bir şey söyleyeceğim: İnsan bazen kurtulmak için değil, bulunmak için kaybolur. Çünkü bazı yolların amacı varmak değildir. Bazı acıların amacı iyileştirmek değildir."
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Sanırım bir yazar için en güzel şeylerden biri bir cümlenin başka bir insanın içinde yankı bulduğunu görmek.Çünkü bazı duygular anlatılmaz sadece hissedilir. Ve insan bazen yıllardır taşıdığı yükün adını ilk kez bir başkasının cümlesinde görür.Bu sözleri fark edip özellikle o kısmı seçmen çok kıymetli.Çünkü gerçekten de bazı kayboluşlar bir son değil insanın kendine doğru çıktığı en sessiz yolculuktur.Güzel düşüncelerin için teşekkür ederim.Eğer bir cümle bile birinin içinde uzun süre kalabiliyorsa yazmak boşuna değildir.