YazYorum
Öykü13 Nis 2026

İnsanları sevmeyen piç

...Vurgularım ve ses tonum, konuşmak istemediğimi anlatsın diye özenle cümleye yerleştirdim. Otobüste sırf yan yana koltukları paylaşıyoruz diye muhabbet etmek mecburiyetinde değildim nihayetinde. Hayatta haz etmediğim nadir şeylerdendir, yan koltuk arkadaşlığı.

Pavka Sotniya|13 Nisan 2026|3 dk okuma
133 görüntülenme|10 beğeni|0 yorum

Balkon altlarını yağmura karşı kalkan yaparak, hızlı adımlarla yürüyordum. Şarapçı Süleyman her zaman ki yerinde vücut hacmini küçülterek soğuktan korunmaya çalışıyordu. Bir kafa selamı çakıp yanından geçtim. “Aleyküm selam piç” dedi.

Bizim sokağa geldiğimde sırılsıklam bir haldeydim. Sigaramın bütün gece yetmeyeceği kanaatiyle bakkala girdim. Sigaramı aldım. Çıktığımda Süleyman kapının önündeydi.

 

“Gel lan piç sana neler anlatacağım” dedi. Sigara isteyecek ve kibar bir şarapçıdır Süleyman karşılığını vermek istiyor diye düşündüm. Ses çıkarmadan dinliyim dedim. Sigarayı o istemeden ikram ettim.

 

“Şu karşı apartmanı görüyor musun? Orda deli var deli”

“Şehrin her yeri deli kaynıyor Süleyman sen de onlardansın yabancı değil” dedim ve evime girdim.

 

Süleyman’ın ağzından çıkan hiçbir kelimenin, hiçbir anlamı yoktu benim için delinin biri milleti deli olmakla itham edecekti tabi ki. Kendisinin deli olmadığını iddia eden kişinin, kendinden farklı olana deli demesi kadar doğal bir şey yoktu.

Eve girerken yaptığım hesap tutmadı ve yeni aldığım sigara paketini açmadan uyuyakaldım. Sabah 7.30 sularında uyandım. Bütün gece yağan yağmur güneşli bir havaya bırakmıştı yerini. Hala yağmur kokusunu muhafaza ediyordu hava.

 

Otogarda kalabalıktan sıyrılarak bineceğim otobüsün önüne geldim. On beş dakika vardı otobüsün kalkmasına, sigara içmeye vakit kaldığı için inceden sevindim. Sigaramı içip 35 numaralı koltuğa oturdum. Yanımda saçları olmayan, gözleri çukura gömülmüş, çelimsiz bir adam kitap okuyordu. Ben de çantamdan kitabımı çıkardım, okumaya başlarken yanımdaki adam hiç kafasını kitaptan kaldırmadan “psikolojiyle mi ilgileniyorsun?” Diye sordu. Elimdeki kitabın psikolojiyle ilgili bir kitap olmadığını anlatan bir cümle kurdum. Vurgularım ve ses tonum, konuşmak istemediğimi anlatsın diye özenle cümleye yerleştirdim. Otobüste sırf yan yana koltukları paylaşıyoruz diye muhabbet etmek mecburiyetinde değildim nihayetinde. Hayatta haz etmediğim nadir şeylerdendir, yan koltuk arkadaşlığı.

 

“Kitabı sormadım seni sordum”

“Pek ilgilenmem”

“İnsanları neden sevmiyorsun?”

“İnsanları severim bu kanıya nerden vardınız?”

“İnsanları sevmiyorsun genç adam adın ne?”

“Mert ve insanları severim”

“Sevmiyorsun. Otobüse binmeden önce seni izliyordum. Sana kim ne yaptı böyle?”

 

Sapık mıdır nedir arkadaş? diye düşünürken muhabbeti kesmek istemedim nihayetinde itham ediliyordum ve gerekçesini bilmek istedim.

“Kimse bana bir şey yapmadı.”

“Otobüste olmasaydık öğrenirdim ne olduğunu, beş dakikamı alırdı. Ben psikoterapistim ve çok merak ettim sana ne olduğunu”

Cüzdanından bir kart çıkarttı verdi ve bana ücretsiz seans teklif etti. Cevap vermedim. Kitabını çantasına koydu ve uyudu.

Ankara’ya giriş yapana dek konuşmamıştı. Otobüsten inerken, “bekliyorum Mert mutlaka” dedi. Alaycı bir tebessüm çaktım. Fikirlerini saçma bulduğum herkese yaparım.

 

Metroya bindim bir süre uyuyakalmışım. Cebeci’de oturan arkadaşım Nihat’ın yanına gittim. Bir hafta kadar Ankara’yı gezdik. İzmir’e geri döndüm.

Mahalleye geldiğimde Süleyman yine yerindeydi.

 

“Baksana piç şu karşı apartmanı görüyor musun? Orda deli var deli”

“Tamam Süleyman, takip et zarar vermesin kimseye”

 

Eve geldiğimde birden aklıma bir fikir geldi. Otobüste tanıştığım psikoterapist adamı aradım. Yarın ofisinde beni beklediğini söyledi. Benle ilgili fikirlerini, bana kabul ettirdiğini sandığına eminim.  

Süleyman’ı aldım yanıma adama gittik. “İnsanları sevmeyen birini getirdim size” dedim. “Herkesi deli olmakla itham ediyor, gerçekte olan ise kendisinin delirdiği, siz de beni insanları sevmemekle itham etmiştiniz, gerçekte olan ise belki de sizin insanları sevmediğiniz”

Adama otobüsten inerken çaktığım alaycı tebessümün aynısından bu kez O bana yaptı.

 

“Bak evlat. Sen de gördüğüm şey insanları küçümser bakışlarındı. Bugün sokakta yaşayan bu adamı buraya getirmen benim ne kadar haklı olduğumu gösterdi. İnsanlar hataları oldukları için insandırlar ve insanı özel kılan şey de budur. Bana insanları sevdiğini ispatlamak zorunda değildin. Neden buraya gelip bunu yaptın? Rahat değilsin. İnsanları sevmek için kendini zorluyorsun, kendine bile itiraf edemiyorsun. Kendinle yüzleş, insanları sevmiyorsan bile insanlığı sev bu yükünü biraz daha hafifletecektir.”

 

Adım Mert, insanları sevmiyorum ama insanlığı seviyorum. İnsan zaaflardan yaratılmıştır. İnsanın acizliğini sevmiyorum. Sevdiğim bir yazarın dediği durumdayım.

“İnsan ağaca benzer. Yücelere, ışığa çıkmayı ne çok isterse, o kadar sıkıca kök salar toprağa, diplere, karanlığa, derinliğe.”

Ağaca benziyorum ve yücelere çıkmayı artık istemiyorum.

                                                      

Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar

Öykü13 May 2026

Merhametli İntern

Kimsesiz Nigar teyzenin hikâyesi, genç intern İhsan’ı derinden etkiler; hastane koridorunda insanlık ve yalnızlık iç içe geçer.

Funda Kilic·2 dk·1·0·43