
Kapıyı açan kadının hikayesi
Zeynep, son günlerde hep aynı rüyayı görüyordu: Dar, karanlık bir koridorda yürüyor, sonunda bir kapı beliriyor, ama kapıyı açmaya korkuyordu. Rüya tam o anda bitiyordu.Uyanırken ter içinde kalıyor, nedenini bir türlü anlamıyordu.Oysa bilinçaltı ona her gece aynı mesajı veriyordu: Kapıyı aç. Orada ne olduğunu gör.
Zeynep bunun bir tesadüf olduğunu düşündü, ta ki iş yerinde önemli bir karar alması gerektiği ana kadar. Patronu ondan bir ekiple çalışmasını veya yalnız devam etmesini istiyordu. Zeynep, nedense hep yalnız olmayı seçti. Güvenmediği için değil; içinde bir ses “tek başına daha güvendesin” diyordu. O ses o kadar tanıdıktı ki, sorgulamadı bile.
Sonra bir arkadaşı ona şöyle dedi “Sen hep kaçıyorsun aslında. Ama neyden?”Zeynep o gece rüyasında bu kez kapıyı açtı. İçeride küçük bir kız çocuğu vardı, köşeye sinmiş, sessizce ağlıyordu. Çocuk ona bakıp “Beni terk ettin” dedi. Zeynep uyandı. O an anladı: Küçük yaşta yaşadığı bir hayal kırıklığı, terk edilme korkusuydu bu. Yıllardır bastırdığı bir travma, gündelik kararlarının içine sızmış, onu yalnızlığa mahkûm etmişti.Artık rüyası değişti. Kapıyı açtıktan sonra koridor aydınlanıyor, çocuk gülümsüyor ve Zeynep uyandığında içinde tarifsiz bir hafiflik hissediyordu.
Bir sabah iş yerinde, “Bu sefer ekiple deneyeyim” dedi. Patronu şaşırdı ama memnun oldu. Zeynep o gün fark etti: Bilinçaltı ona hep sembollerle seslenmişti. Rüyalar, tekrarlayan duygular, dile gelmeyen korkular… Ama kapıyı açma cesaretini gösterdiği an, sıçrama gerçekleşti. Artık aynı değildi.Çünkü bilinçaltı sadece geçmişin değil; geleceğin de haritasını çizer. Yeter ki onu dinlemeyi bil




Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.