Gece, evin üzerine yavaşça çökerken Elif pencereye yaklaşmıştı. Sokak lambasının titrek ışığı, duvara düşen gölgeleri olduğundan daha büyük gösteriyordu.
“Ali… yine başladı,” dedi fısıltıyla.
Ali, elindeki eski oyuncak feneri sıkıca kavradı. “Korkmana gerek yok. Bu bizim evimiz,” diye karşılık verdi, sesi titrese de kararlılığı saklanamıyordu. O an, evin içinden gelen derin bir gıcırtı yankılandı. Sanki görünmeyen bir şey, duvarların arasında dolaşıyordu. Kötülük, kapıyı çalmadan içeri girmişti. Ama bu kez karşısında yalnız değildi.
Elif, kardeşinin elini tuttu. “Beraberiz, değil mi?”
Ali başını salladı. “Evet. Korkarsak kaybederiz.”
İkisi birlikte salonun ortasına ilerledi. Karanlık yoğunlaştıkça, içlerindeki ışık da büyüyordu. Elif gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. “Burası bizim evimiz,” diye tekrar etti, bu kez daha güçlü.
Bir anda, az önce ürkütücü görünen gölgeler silikleşmeye başladı. Sanki karanlık, onların cesaretine dayanamıyordu. Ali feneri kaldırdı. “Görüyor musun? Biz korkmadıkça hiçbir şey yapamazlar.”
Elif gülümsedi. “Çünkü biz birlikteyiz.”
O gece, evlerini ele geçirmek isteyen kötülük geri çekildi. Ama asıl değişen şey ev değil, çocuklardı. Artık korkunun ne olduğunu biliyorlardı ondan daha güçlü bir şeyin de var olduğunu: cesaret ve dayanışma. Sabah olduğunda güneş, pencerenin kenarından içeri süzüldü. Elif derin bir nefes aldı. “Geçti,” dedi.
Ali başını salladı. “Hayır… biz geçtik.”





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.