YazYorum
Deneme17 Nis 2026

Yazma Hikayem

Şiirden romana uzanan, ilham verici yazarlık ve hayat hikayesine odaklanıyor.

Sefer Eroğlu|17 Nisan 2026|4 dk okuma
122 görüntülenme|13 beğeni|2 yorum

Merhabalar. Ben Sefer Eroğlu. Veteriner Hekimi'yim. Kocaeli'nde yaşıyorum. Evliyim ve bir kız babasıyım. Kendim gibi Veteriner Hekimi olan eşime çocukluk yıllarımda annemin yönlendirmesi ile dokumuş olduğum Pembe Atkımı verebilmek için tam 26 yıl bekledim. Trabzon'da 8 çocuklu kalabalık bir ailenin ikinci büyük evladı olarak hayattaki yerimi doldurmaya çalışırken neredeyse Pembe Atkıyı dokumamla aynı zamanlara denk gelen '' Nazar '' fiiliyatına muhatap olunca dilime vurulan ' Kekemelik' pozisyonunu omuzlarımda taşımaya başlayarak bugünlere değin süren bu hayatımı başarılı bir şekilde devam ettirdim ve ettirmeye devam ediyorum. Burada '' Başarı'' dan kastım benim gibi kekeme bir insanın yaşamın o kulvarındaki tüm zorluklarına rağmen sahip olmuş olduğum ve olabileceğim tüm olumsuz etiketlere rağmen bugünün dünyasında kendimi ifade edebiliyor şekilde bu dünya toprakları üzerinde bulunuyor olmaktır esasında. Çünkü bizler yani kekemelik durumu ile hayatını sürdürme durumunda olan insanlar diğer insanlar gibi normal insan hayatının taşıyabileceği zorluk ve kolaylıkların haricinde ekstra durumları ruhumuzda, gönlümüzde ve hayatımızda bulundurarak yol almak durumundayız genellikle. Yani herkes için çok kolay olan en basit fiiliyat bile bizim için ansızın karşımıza çıkan en zor ve en buhran verici anları içeriyor olabilir. Daha sonra bu mecrada bu kekemelik durumunu çok daha detaylı olarak bu arenada kaleme almayı planlıyorum ama şimdilik anlatmakta olduğum hikayeye dönecek olursam, yaşanılan o durum ile hayatım köküyle başkalaştı ve ben; hem pembe atkısını dokumuş hem de omuzlarına ekstra ağırlıklar yüklenmiş olarak bu hayatı yaşamaya başladım.

Kekeme bir insan olarak konuşmaktan ziyade ' Yazmak ' belki de insanlarla iletişim kurabilme noktasında en kolay ve en rahatlık verici farklı bir yol olmuştu benim için. Çocukken kendi kendime oluşturmaya çalıştığım bireysel gazete sayfalarına babamın eve getirmiş olduğu gazetelerden bazı küpürleri kesip yapıştırarak ve altlarına da kendi fikirlerimden bazı manzumeleri iliştirerek ilk adımlarını bende almaya başlayan ''Yazma '' fiiliyatı ilkokulun ilk yıllarından itibaren tanışmaya başladığım '' Aşk '' canlısı ile gelişim gösterince kalbimde tomurcuklanan duyguları şiire dönüştürerek bendeki etki ve tesirlerini göstermeye başladı. İsmi '' Gemi '' olan ilk şiirimi yazıp annem, babam, kardeşlerim ve akrabalarıma yazdığım şiiri okutarak başlayan yazma arzumun ömrümün bu son beş yılına kadar şiir sanatı ile bende vuku bulması beni YARATAN'ın bende olmasını istediği bir durumdu diye düşünüyorum. İlkokul, ortaokul, lise ve üniversite hayatım boyunca yazmış olduğum şiirlerden oluşan ilk amatör şiir kitabımı beş yıllık üniversite hayatımın dördüncü yılında çıkartarak kendi çapımca bir eseri insanlara sunabilmiş oldum. Gerçeğin Bedeli isimli o şiir kitabımı hem sınıf arkadaşlarıma hem de üniversite arkadaşlarıma sunup okumalarını sağlayarak yıllar içerisinde taşımış olduğum kalpten taşan duygularıma şahit olabilmelerini sağladım. Aldığım tepkiler genellikle çok olumlu iken bir iki olumsuz tepkinin akademik kariyer yolumu tıkadığını görünce başlamadan biten akademik kariyer hayatımla karşı karşıya kaldığım anların sancısını belli bir süre yaşadım. Ardından yıllar geçti, Kocaeli'ne geldim. Evlendim ve iş hayatımda bazı merhaleleri geride bırakırken ' baba' oldum. Eşimle ve kızımla çok güzel bir aile hayatı yaşıyor ve hayat bize tüm nimetlerini gönüllerimizi sürur içinde bırakarak sunarken ikinci şiir kitabımı ( Megaloman ) Pandemi döneminin hemen başlangıç zamanlarında Kocaeli'nde bir yayınevinden çıkartarak yayınladım.

Kitabımı çıkartmış olduğum yayınevi sahibinin kitabı çıkartırken anlatmış olduğu '' Yazarlarımızdan birinin kitabını fuara yetiştirememiştik '' anlatısını kaderin bir cilvesi gibi birebir yaşayarak oldukça yaralayıcı zamanları geride bıraktıktan sonra ve üstüne ismini bilmediğim o zamanki Türk Ocakları Başkanının '' Gökten zembille mi indin sen abicim, etkinliğimize geleceksin, kendini bana tanıtacaksın; ben de sana yardımcı olmaya çalışacağım '' tarzı küçümseyici ve biraz da aşağılayıcı söz mimiklerine muhatap olunca içimde depreşen yazma azmini biraz etüd etmem gerektiğine hükmettim. Evet ben amatör bir şairim, bana göre çok da güzel şiirler yazıyorum ama ya bazı şeyleri yanlış yapıyorum ya da yazma noktasında köklü ve radikal bir rota belirlemem lazım diye düşünürken bir arkadaşın önerisi ve selamı ile İstanbul'da Alfa Kitap binasının içerisinde '' Şiir kitapları satmıyor '' ile başlayan devamında görülmeyen sopalarla dövülmemizin ardından rotayı tamamen değiştirdim: Roman yazmaya karar verdim...

İlk roman kitabım olan '' Son PONTUS'' eserimi yazıp bitirdim ama yayınlamadım. Siyasi saiklerin devreye girmesi, ülkenin hassas durumlarını kaale alarak başlamadan bitmesi söz konusu olabilecek yazarlık hayatımın istemediğim şekil ve rotalara seyrilmemesi adına o eseri yayınlamamayı uygun gördüm. İlerleyen zamanlarda değişen dünya olayları ve farklılaşan konjonktürleri kaale alarak yeniden kaleme almayı düşündüğüm Son PONTUS'u zamanı geldiğinde tüm insanlık için yayınlamayı planlıyorum. Evet, nasip olacaksa böyle bir düşüncem var. Beş yıl önce yazmış olduğum ilk romanımın ardından yaklaşık şu andan 7-8 ay önce PEMBE ATKI isimli romanımın ilk kitabını yazıp bitirdim. İkinci kitabına ise başladım ve yazmaya devam ediyorum.

Böylelikle şiirle başlayan, roman ile devam eden yazma hikayem bu şekilde hayat buldu. Yazıyorum çünkü söyleyeceklerim var; yazıyorum çünkü anlatacaklarım var; yazıyorum çünkü ben dertli bir insanım, yazıyorum çünkü bir gün ruhumu teslim edip bu dünyadan ayrıldığımda arkamda Mimar Sinan'ın camileri gibi harikulade eserler bırakmak istiyorum.

Pembe ATKI isimli romanımın reklam ve tanıtım çalışmalarını kendi çapımca yoğun bir şekilde yaparken bu platformun yetkilileri tarafından almış olduğum nazik davetle ( kendilerine tekrar teşekkürler ediyorum) yazma azmimi çok daha heyecanlı şekilde besleyebileceğim bu mecranın içerisindeki tüm değerli paydaşlara MERHABA diyerek hem kendimi tanıtma hem de selam verme anlamında etkileşimde bulunmak istedim.

Yazmak çok büyük bir nimettir bana göre; yeter ki hayatın her alanında olduğu gibi bu alanda da doğru insanların arasında yer alabilmesini bil. Yazmak hiç kimsenin hissedemediği bir şifa kaynağı ve çok da büyük bir ruhi yolculuğun kapısıdır tam anlamıyla.

Teşekkür ederim ve MERHABALAR...

Umarım yazım dilimden, anlatım mimiğimden her daim hoşnut olursunuz. Elimden geldiğince güzel şeyler yazmaya çalışacağım.

Saygılarımla 

Tartışma

Yorumlar

2 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Yusuf KAYHAN|

Merhaba Hocam hoş geldiniz. Çıkmış olduğunuz yolculukta çokça şehir görmüşsünüz. Bir çok limana uğramışsınız. Bu durak umarım her şeyin gönlünüzce olduğu seferin başlangıç noktası olur.

Yanıt yaz

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Sefer Eroğlu|

Merhabalar. Çok teşekkür ederim. Hoşbulduk. İnşallah dediğiniz gibi güzellikler sunan ve bulan bir kişi olarak aranızda yer almayı başarabilirim. Yazarak anlatmak biz yazarlar için bambaşka bir evrende yaşıyor olmak gibidir çoğu zaman. Kendi dünyalarımızdan sunumlar yapabileceğimiz bu alanı dolduruyor olmak çok değerli. Tekrar çok teşekkürler. Saygılarımla

Devam et

Benzer yazılar

Deneme18 May 2026

Yorgun Ruhların Sığınağı

Bir kapı olmalı insana, içeri girince kalbi yavaşlayan, Gecenin gürültüsünü susturup ruhuna serinlik bağışlayan. Dışarıda ne kadar eksilirse eksilsin, içinde yeniden çoğalmalı; Çünkü insan bazen sadece ait hissettiği yerde hayata inanı

Can BAĞCI·2 dk·2·0·60