YazYorum
Deneme1 May 2026

Bizler Birer Hayvan Mıyız Aslında?

Günümüzde insanların duygusuzlaşmaya doğru gittiğini; selamlaşmaların kaybolması ve Gazze'deki soykırımla örneklendiren bir eleştiri yazısı.

Sefer Eroğlu|1 Mayıs 2026|3 dk okuma
36 görüntülenme|5 beğeni|1 yorum

İnsan olmak bambaşka bir şey olmalı. İnsan olmak, insan olarak yaratılmak, insan olduğunun farkına varabilmek çok önemli. Bedavadan kazanmış olduğumuz bu vasfın hakkını vermek yerine sanki bu dünyada sonsuza kadar yaşayacakmışız gibi bencillik üzerine bencillik hülyalarında dolaşarak hayatlarımızı sürdürüyor olmak insani davranışlar olarak kabul edilebilir mi?

Düşündüğün zaman bu dünyaya insan olarak gelmeyip de bir kedi olarak gelebilirdik. Ya da bir köpek, belki bir inek, belki bir bukalemun ve belki de kır çayırlarından sadece bir ot parçası.

Hiç düşünüyor muyuz insan olarak yaratıldığımıza göre bunun bir bedeli yok mu? Bunun bir şükrü olmayacak mı? Bunun bir zekatı bulunamaz mı?

Evrim teorisine göre biz insanlar önce maymun olarak gelmiş olduğumuz bu dünyada sonradan evrimleşerek insan olmuşuz; ki ben bu teoriye asla inanmam. Yaratılış teorisine göre ALLAHU TEALA ilkin Adem babamızla Havva anamızı yarattı, sonra onları dünyaya gönderdi ve binlerce yıllar sonra bizler şu anki zamanlarda ve hallerimizdeyiz ki ben de bu teoriyi savunanlardanım.

Bu dünyaya gelmeden önce söz verdik iyi insan olacağımıza dair ama sonra ne olduysa sözümüzü unuttuk ve ömrümüzden yıllar geçip, yaşam şartları kötüleşmeye başlayınca insanlığımızı da kabul etmez hallere döndük. Evet, başlangıçta maymunla başlayıp bugünlere insan olarak başkalaşan bir geçmişimiz yok ama bugünün dünyasına baktığımızda insanlıktan vazgeçip maymunlaşan bir istikamette yol aldığımızı söyleyebiliriz çok da zorlanmadan.

Eskinin insan oğlu insanları sokakta yürürlerken birbirlerine rastladıkları vakit selam verirlerdi birbirlerine. Gülümserlerdi, tebessüm ederlerdi, çok daha ileriye gidip hal hatır bile sorarlardı üstelik. Bugünün dünyasında ise kibirden bir yerleri şişmiş insanlar bırak selam vermeyi, birbirlerinin suratlarına bile kaşlarını kaldırıp bakış atmıyorlar. Yav, arkadaş ufacık bir selam vereceksin, onu bile esirgiyorsun insanlardan.

Hemen bir savunma gelsin: ''Ben tanımadığım insanlara selam vermem!'' Lan ayı! Esas tanımadığın insanlara selam vereceksin ki seni görenler insan diyebilsinler sana. Tanıdığın insana selam vermek maharet mi diyeceğim ama bugünün dünyasında bu da lüks oldu sayılır (ne yazık ki). Eskiden tanıdıklara selam vermek maharetmiş gibi kabul edilmezdi, neredeyse onu herkes yapardı ama şimdi çok başka mahluklara döndük nedense. Selam denen şey yeryüzünde kalmadı!

Empati noksanlığı!

Adamın yakını ölüyor, o yakını için sahne de, tiyatro da orada burada göz yaşları akıtıp neredeyse hıçkırarak ağlayacak pozisyonlara geliyor; Gazze de 700 bin insan soykırımla yok ediliyor ve halen daha yok edilmeye devam ediliyor, onlar için ne bir söylem, ne bir mimik, ne bir başka bir şey... Yav, senin yakının insan da onlar hayvan mı?

Bugünün dünyasında hayvanlar için ortalığı birbirine katıp, yerin üstünü altına çeviren insanlar dolaşıyorken şu yeryüzünde Müslümanlara, Gazzelilere, Filistinli kardeşlerimize gözlerini kapatan sayısız insan var.

Elin İspanya'sı ortalığı birbirine katıyor, ortalığı yıkıyor, kazan kaldırıyor; bizde ise dünya güllük gülistanlık, etrafımızda ateşler yanmıyor, insanlar ölmüyor; vur patlasın çal oynasın, bitmeyen düğün dernek havaları, hiç bir şartta terk edilemeyecek horon tertipleri...

Arkadaşım, sen kaç yıl daha kalacaksın bu dünyada? Sonsuza kadar yaşayacak mısın? Kalbin sadece annen için, baban için ya da yakın akraban için merhametle dolabiliyor da; Gazzelileri ve soykırıma uğrayan diğer garibanları hiç umursamıyorsan gerçekten insan olabildiğine inanıyor musun?

Hadi bak biz bizeyiz, korkma! Söyle şunu ya!

Gerçekten bunu merak ediyorum; kafanı soktuğun o sahil kumlarının içerisinde rahat mısın? Görmeyince, duymayınca, işitmeyince ya da yanlışlıkla bile olsa denk gelmeyince dünyayı cehenneme çevirmiş olan gelişmeler seni hiç etkilemiyor mu?

Çok değiştik biz çok!

Eskiden dünyanın herhangi bir yerinde bir insanın burnu kanasa herkes hüngür hüngür ağlarlardı olduğu yerlerde. Şimdi ise ''Bana dokunmayan yılan bin yaşasın'', ''Her koyun kendi bacağından asılır'' gibi saçma sapan söylemleri hayatlarına rehber edinmiş insanlarla dolup taşmış şu yeryüzü.

Ne yanlışı düzeltmeye çalışan var (eylem, söylem, kalbi durum ile,) ne de doğruya sevk eden insanlar.

Başkasının derdiyle dertlenmediğimiz müddetçe insan olduğumuzu ne kadar daha savunabileceğiz?

Evrimciler kesinlikle haklı değiller ama tersine bir durum teşekkül ediyor olabilir. Yani insan iken maymunlaşmaya doğru yol alan bir medeniyetin fertleri olabiliriz.

Şöyle bir aynaya bakalım tekrar!

Şu anda insan mıyız, hayvan mı?



Tartışma

Yorumlar

1 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Sevgi Seçen|

Bedeni insan olup ve bizi insan yapan vasıfları unutmuş bir hâlde yaşıyoruz. Erdem nedir, edep nedir, vefa nedir bu kavramlar üzülerek söylüyorum ki unutulup gitti git gide ruhsuz varlıklar haline geldi insanlık bedenimizin teneke olmasına gerek yok robotlaşmak için

Yanıt yaz

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Devam et

Benzer yazılar

Deneme18 May 2026

Yorgun Ruhların Sığınağı

Bir kapı olmalı insana, içeri girince kalbi yavaşlayan, Gecenin gürültüsünü susturup ruhuna serinlik bağışlayan. Dışarıda ne kadar eksilirse eksilsin, içinde yeniden çoğalmalı; Çünkü insan bazen sadece ait hissettiği yerde hayata inanı

Can BAĞCI·2 dk·2·0·60