YazYorum
Deneme6 Haz 2026

Düşünce Trafiğinde Bir Yaya:)

Dışarıdan sakin görünen bir insanın, içeride birbirini kovalayan yüzlerce düşünceyle yaptığı sessiz yolculuk bazen bir tebessüme, bazen absürt sorulara dönüşür. Hayatın en ilginç yanı da belki budur; insan kendini çözmeye çalışırken, bir başkası gelip ona sadece “abla” der geçer:)

A. Karadağ|6 Haziran 2026|2 dk okuma
189 görüntülenme|4 yorum

İnsanlar neden “koltuk altı” demiş de “kol altı” dememiş, onu düşünürken aklıma şu geldi: Kolun ne ara oturacak kadar statü kazandığını kimse açıklamıyor.


Şimdi burada aniden “imdat” diye bağırsam, yardım etmek isteyenle video çekmek isteyen arasında ilginç bir yarış başlar mı acaba?


İnsanlar başkaları hakkında nasıl bu kadar emin konuşabiliyor? Ben kendimden bile bazı günler emin olamıyorum.


Birine “yanlış düşünüyorsun” desem, o da bana aynı şeyi dese, ortada iki yanlış mı olur yoksa iki farklı doğru mu?


Acaba kulağımdaki tıkaçları fark eden oldu mu? Yoksa insanlar beni çok iyi bir dinleyici sanıp içlerinden takdir mi etti?


Tebessüm ederek etrafa bakarken, içimde yüz sekiz sekme açık olduğunu anlayan biri var mıydı?


Buradan koşarak uzaklaşsam peşimden gelen olur mu, yoksa herkes benim spor hayatına aniden dönüş yaptığımı mı düşünür?


Yüzümden okunmayan düşünce sistemimi çalıştırırsam ortamın işlemcisi kaldırır mı?


“Ben aslında burada yokum, bedenimi kısa süreliğine park ettim.” desem, otopark ücreti çıkar mı?


Maruz kaldığım bu sesli ama sessiz titreşimleri hangi çöp konteynerine atacağımı düşünürken aklıma geldi; acaba zihinsel geri dönüşüm kutusu neden hâlâ icat edilmedi?


Bazı insanlar beni dinlerken gerçekten beni mi dinliyor, yoksa konuşma sırasının kendilerine gelmesini mi bekliyor?


Bankta otururken bankın benden daha huzurlu görünmesi normal mi?


Bir insanın “çok rahatım” derken ayağını saniyede on iki kez sallaması bilimsel olarak nasıl açıklanıyor?


Telefonuma bakmadan oturunca insanlar beni derin düşünceli mi sanıyor, yoksa şarjımın bittiğini mi?


Bazen öyle sorular geliyor ki aklıma, cevaplarını bilsem bile inanmazdım.


Tam bunları düşünürken biri geldi:


— Abla, geldik.


Ben demedim mi kaç kere bana abla demeyin diye?


Bir de bunu diyen çocuk benden genç çıktı. İnsan yaşlanmıyor aslında; çevresindeki insanların hitap şekilleri güncelleniyor. 😄

Tartışma

Yorumlar

4 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Yuzika|

👏👏👏. Hocam şu abla demeyin kısmı harika. Müge anlı kendin 3 yaş küçük kadına teyze demesi olayını hatırlattı bana. Kafamızdaki tilkilerin sayısını hiç saymak aklıma gelmemişti. Birde omuz oturulası bir yermiş anladım. 👏👏

Yanıt yaz

Yanıt yazmak için giriş yapın.

A. Karadağ|

Müge Anlı olayını bilmiyorum. Açıkçası o tür programları bırakın izlemeyi, örnek teşkil edecek bir cümlede bile kullanmayı tercih etmem. Ama şu konuda haklısınız; insanlar yaşa, görüntüye ya da hitap şekline bakıp karşısındakine etiket yapıştırmayı seviyor. Bir gün “abla”, ertesi gün “teyze”, başka bir gün de “kardeşim” deyip geçiyorlar. Oysa mesele yaş değil, bakış açısı. Kafadaki tilkilerin sayısını saymak zor iş; çünkü bazıları kuyruk sallayarak düşünce diye geziyor. Omuz meselesine gelince… Demek ki yıllardır “koltuk altı” derken omuzun oturulası bir yer olduğunu fark etmeden kabul etmişiz. Dil bazen mantıktan daha cesur davranabiliyor. Yorum için teşekkürler🤓

Devam et

Benzer yazılar

Deneme23 Haz 2026

Sahtesi çarpıyor

Bu bir eksilme değil, sadeleştirme ve kendine yakınlaşma hikâyesidir.Sahte ilişkiler ve yapaylıklar arasında kendini korumayı, gerçek bağları fark etmeyi ve içsel dengeyi bulmayı anlatıyor

Sevgi Seçen·2 dk·0·52