YazYorum
Deneme22 Haz 2026

Eve Dönemeyen Düşünce

Bir tanrıyı ne korkutabilir?

Elma Kurdu|22 Haziran 2026|2 dk okuma
314 görüntülenme|0 yorum

Odin’in omuzlarında iki kuzgun tüner: Huginn ve Muninn. Biri düşüncenin, diğeri hafızanın bekçisidir derler. Mitoloji meraklıları için bu kadarı kâfi bir genel kültür bilgisi.

Koca bir tanrının bile dünyayı kendi gözleriyle görmek yerine, zihninden kopardığı bu iki parçaya muhtaç olması ne tuhaf. Gerçeği ancak kendi süzgecinden geçtiği kadarıyla kabullenebilen bir iktidar bu. Fakat asıl mesele güç değil, korku: Odin, bu kuşların bir akşam geri dönmemesinden çok korkuyor.

Bir tanrıyı ne korkutabilir?

Tahtını kaybetmek mi? Sanmam. Onun korkusu, aslında her sabah aynaya bakan günümüz insanının sessiz dehşetiyle aynı: Dağılmak.

Düşünce geri gelmezse zihin bir harabeye dönüşür, hafıza geri gelmezse insan kendi isminde bile bir yabancı gibi konaklar.

Bugün biz de her şafak vakti kendi kuzgunlarımızı salıyoruz bu dünyaya. Dikkatimiz bin parçaya bölünmüş, hafızamız bir çöplüğün altında nefessiz kalmış. Gün boyu yüzlerce yere uğruyor, onlarca vitrine bakıyor, sayısız "iyiyim" yalanı savuruyoruz. Ama akşam olup odaya çekildiğimizde kendimize sormuyoruz: "Bugün ben, kendime geri döndüm mü?"

İnsanın en büyük krizi bir şeyleri unutmak değil, kendine uğramayı tamamen bırakması. Kendi hayatımızın içinde bir figüran gibi dolaşıyor, her kapıyı çalıyor ama kendi kapımızın önünden sessizce geçip gidiyoruz.

Odin’in binlerce yıl öncesinden gelen korkusu, bugün bizim "modern" dediğimiz en sahici sızımız: Geri dönememek.

Parçalarımızı kalabalık caddelerde, sahte nezaketlerde ve bitmek bilmeyen telaşlarda bırakıyoruz. Gece olup başımızı yastığa koyduğumuzda, iki kuşun kanat sesleri yerine sadece kulaklarımızdaki anlamsız uğultuyu duyuyoruz.

Mesele tozlu mitoloji kitapları değil. Mesele, her gün dünyaya fırlatıp attığımız kendimizi, gün sonunda tek parça halinde toplayıp toplayamadığımız.


Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar

Deneme16 Ağu 2026

Yalnızlığın Şiirdeki Sesi

Şiir, insanın kendi iç sesine ve saklı yaralarına kulak vermesini sağlayan; edebiyattan müziğe, felsefeden ruh sağlığına kadar insanı iyileştiren ve en karanlık vakitler sonrasında güneşin doğmasını sağlayan vazgeçilmez bir sığınaktır.

Özgür SARI·2 dk·2·351
Deneme16 Ağu 2026

ÖLÜ SANATÇILAR

Bir gün değerim bilindiğinde ölmüş olmam umarım. Çünkü dünya öyle nankör bir yer ki ölenler yaşayanlardan her zaman daha değerli.

Eda Gizem Arslan·1 dk·0·282