“Çiçek solarken kendi sapına eğilir.” diyordu Sezai Karakoç.
Belki insan da en çok kırıldığında kendi içine eğiliyordu. Çünkü bazı yalnızlıklar bir eksiklik değil, bir geri çekilişti. Gürültüden, kalabalıktan, sürekli bir yerlere yetişmek zorunda bırakılan ruhtan geri çekiliş…
İnsan kendi kabuğuna alıştı mı, ömrünün hangi evresini yaşar bilmiyorum. Ama bir yerden sonra fazlalıklar yoruyor insanı. Kimi zaman bir ses fazla geliyor, kimi zaman bir topluluk. Uzayan sohbetler, kalabalık masalar, yüksek ışıklar, telaşlı caddeler… Her şey fazla geliyor. İnsan geziyor, yollar fazla geliyor; oturuyor, oturmak ağırlaşıyor; koşuyor, koşmak yoruyor. Çünkü mesele hareket etmek değil artık, ruhun taşıyabildiği yük kadar yaşamak oluyor.
Kendi içine çekilen insan, azar azar azaltıyor kendini dünyadan. Önce eşyalarını azaltıyor. Sonra konuşmalarını. Sonra herkese yetişme çabasını… Bir zamanlar vazgeçilmez sandığı şeylerin aslında omzunda bir ağırlık olduğunu fark ediyor. İnsan sadeleşirken sadece odasını değil, ruhunu da topluyor. Kırılmış yerlerini kalabalığa göstermemek için değil; kendi sesini yeniden duyabilmek için sessizleşiyor.
Belki de yalnızlık dediğimiz şey tamamen tek başına kalmak değildir. Bazen insanın, kendisini kendisinden ayıran her şeyi,ayıklama çabasıdır. Vaktini tüketen insanları, ruhunu eksilten alışkanlıkları, sırf alışıldığı için sürdürülen ilişkileri…
Çünkü insan bir yerden sonra anlıyor: Herkes yanında dururken de yorulabiliyor insan. Ve bazen en büyük kalabalık, insanın içinde taşıdığı gürültü oluyor.
Tenhalığa alışan insan hayatın dinamizmini azaltıyor. Daha az konuşuyor, daha az anlatıyor, daha az bekliyor. Ama belki ilk kez gerçekten duyuyor kendini. Sessizliğin içinde büyüyen o ince düşünceyi… İçinde hâlâ kırılmadan duran çocuğu… Belki de bu yüzden bazı insanlar yalnızlığı seçmiyor; yalnızlık zamanla onların dili oluyor.
Şimdi kendime soruyorum:
Bu uzun serüvende kimler kalacak?
Kimler, insanın sustuğu yerde bile yanında durabilecek?
Ve insan en çok neyi kaybedince kendi kabuğuna çekiliyor?





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Yüreğinize sağlık bu söz gerçekten nokta atışı olmuş" İnsan sadeleşirken sadece odasını değil, ruhunu da topluyor" kesinlikle katılıyorum
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
*birinin yaninda susabilme ozgurlugu cok kiymetli… *kendi yolunu bulma yolculugu ise en kiymetlisi… Keyifli bir yazi:)
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.