“Gitmeyecek misin?”
Bu soru, aslında bir kapının önünde değil, zihnin içinde yankılanır. Gitmek ya da kalmak, çoğu zaman bedensel bir hareket gibi görünür; ama gerçekte psikolojik bir tercihtir. İnsan, adımlarını uzaklara taşısa da, ruhu nereye ait olduğunu fısıldar. “Gitmeyeceğim. Gitsem de kalıyorum ki zaten seninle.” Bu cevap, bağlanmanın en yalın ifadesidir. Psikolojide “bağlanma” dediğimiz şey, sadece çocuklukta değil, yetişkinlikte de hayatımızı şekillendirir. Birine bağlanmak, onunla kurulan görünmez bir köprüdür. Gitmek, köprünün öteki ucuna yürümek gibidir; ama köprü hâlâ oradadır, bağ hâlâ sürer. Gitmek ile kalmak arasındaki ikilem, aslında insanın içsel çatışmalarını gösterir. Bir yanımız özgürlük ister, diğer yanımız güven arar. Gitmek özgürlüğün sesi, kalmak ise güvenin nefesidir. Ve çoğu zaman, insanın ruhu güveni seçer. Çünkü kalmak, bir “yer” değil, bir “hissetme” biçimidir. Psikolojik açıdan bakıldığında, “gitsem de kalıyorum” cümlesi, duygusal bağlılığın en güçlü göstergesidir. Bu, fiziksel mesafeyi aşan bir yakınlıktır. İnsan, sevdiğiyle kurduğu bağı zihninde taşır; bu yüzden kilometreler değil, duygular belirler kiminle “orada” olduğunu. Samimi bir şekilde söylemek gerekirse: Gitmek bazen kaçıştır, kalmak ise yüzleşmek. Ve en derin bağlar, yüzleşmeyi seçenlerin kalbind
e büyür.



Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
gıtmek zor sızın soyledığınız gıbı gıtsede kalıyor insan
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Haklısınız 👏