YazYorum
Deneme13 Haz 2026

Ekonomik Sömürü

Bu Toprakların Ekmeğine Göz Diken Muhterisler!

Sefer Eroğlu|13 Haziran 2026|4 dk okuma
122 görüntülenme|5 yorum

Dün cep telefonumdaki iletişim uygulamaları içinde zaman geçirirken, dijital gıda güvenliği ve haber kanallarındaki bir iki gelişmeye dikkat kesildim.

​Bugün başta LinkedIn olmak üzere daha çok insanın bu durumlardan haberdar olmasına katkı sunabilmek amacıyla, elimin altındaki tüm sosyal mecra platformlarından karşılaştığım hukuki ve sektörel gelişmeleri paylaşarak kendimce bir şeylere "dur" diyebilmeye çalıştım elimden geldiğince.

​Hani "Reklamın iyisi kötüsü olmaz, reklam reklamdır," mottosuna bizi ikna etmeye çalışanlar oluyor ya zaman zaman; o iş öyle değil kardeşim. Popüler kültür ikonlarının reklam filmlerinde oynayarak haklı çıkmaya çalıştığı bu motto, toplumsal gerçekler karşısında çoğunlukla aynı sonucu vermez. O yüzden insan, elinden geldiğince toplum vicdanında yara açan kötü algıların öznesi olmamaya adamalı kendini. Reklamlar başka konuşur, hayatın içindeki acı gerçekler başka konuşur. Sadece reklamlara aldanırsan yanarsın!

​Gelelim bizim mevzuya; ülkenin beyaz et sektöründe faaliyet gösteren belli başlı bazı kalburüstü gıda firmalarına, haksız rekabeti engelleme kurallarını ve piyasa dengelerini ihlal ettikleri gerekçesiyle denetim kayyumu atanmış.

​Tamam; firmalar büyük, istihdam sağlıyorlar ve ülke ekonomisine katkı sunan yapılar konumundalar. Elbette kurumsal yapılara zarar vermeyelim, üretimi yok etmeyelim saikleriyle hareket etmek devlet aklının gereğidir; ancak madalyonun öbür yüzünde, toplum vicdanında derin yaralar açan başka gerçekler de var.

​Şöyle hatırlayalım:

Geçmiş dönemlerde büyük bir alışveriş merkezinin satın alma yönetiminde bulunan bir şahsın, bu milletin birliğine göz dikmiş malum karanlık yapılarla (FETÖ) ilişkisi ortaya çıkmış ve tutuklanmıştı. Hakkında yapılan tahkikatlarda ve basına yansıyan iddialarda; bu şahsın farklı mecralarda diğer bazı satın alma sorumlularıyla iletişim ağları kurduğu, milletin temel gıdalarına fahiş fiyat müdahaleleri yaparak halkın yaşamını zorlaştırmayı ve toplumsal bir huzursuzluk ortamı hedeflediklerine dair vahim detaylar paylaşılmıştı.

​Şurası çok açıktır ki, bu milletin ekmeğine, huzuruna ve devletin bekasına kasteden yapılarla iş birliği yapmak bu vatana ihanettir. Bu toprakların ekmeğini yiyip, suyunu içip, hala o karanlık odakların zihniyetiyle hareket etmeyi kendine zül görmeyenlerin bu vatana olan aidiyeti samimi bir şekilde sorgulanmalıdır. Bahsi geçen o tutuklu şahıs, bu millete açıkça kötülük etmiş ve hak ettiği hukuki karşılığı bulmuştur.

​Peki o dönem bu sömürü ağının içinde yer alan, o iletişim gruplarında sessiz kalan ya da o haksız çarkı döndüren diğer unsurlar kimlerdi? Bu zihniyet tamamen temizlenebildi mi? İşte bugün yaşanan sektörel sarsıntılara baktığımızda, bu sorular zihnimizde yeniden uyanıyor.

​O olaydan bugüne baktığımızda görüyoruz ki, serbest piyasayı manipüle etme mantalitesi, farklı maskeler altında güzide şirketlerimizin içerisine bir şekilde sızmaya devam ediyor.

​Yani ne anlıyoruz bunlardan? Aidiyeti ne olursa olsun; suni krizler çıkararak ülkeyi ekonomik olarak zora sokmak, fahiş ve haksız kazanç kapıları açarak milletin cebindeki helal lokmayı haksızca eksiltmek, toplumu dar boğaza sürüklemek bizzat bu topraklara yapılan en büyük kötülüktür, ekonomik bir sömürüdür.

​Durumu daha iyi anlatabilmek adına temsili rakamlarla şöyle izah edeyim:

Eğer ben normal şartlarda 1 liraya ulaşabileceğim temel gıdayı, birilerinin kasıtlı, organize ve haksız müdahaleleri yüzünden 5 liraya tüketmek zorunda kalıyorsam, burada sadece ticari bir kusur değil, toplumsal bağlara indirilmiş büyük bir darbe aramak lazım.

​Soframıza koyacağımız ekmekten, tavuğa, barınma ihtiyacımız olan ev kiralarına kadar her alanda yaşanan bu fahiş, insafsız ve ahlaktan yoksun şişirmelerin arkasında kocaman bir toplumsal sömürü vardır.

​Bir insan, cebren ve hile ile ülkenin iktisadi dengelerini altüst edip halkı dar boğaza sokarak bundan çıkar devşirmeye çalışıyorsa bu vatanın geleceğine kastetmiştir. Yok eğer amacı sadece fahiş paralar kazanıp, kısa yoldan köşeyi dönmek için milletin rızkına göz dikmekse, yemiş olduğu o kul haklarını da hesap edersek, karşımızda duran şey doymak bilmez bir açgözlülükten başka bir şey değildir.

​Saygın televizyoncuların ve analistlerin küresel ölçekte yayınladığı verilerde, ülkemizin enflasyonist baskılar ve ekonomik zorluklar açısından dünyada istemediğimiz sıralarda yer aldığı anlatılıyor.

​Nasıl olur bu yahu? Sadece küresel konjonktürle bu raddelere düşülebilir mi?

​Ülkenin iktisadi damarlarına sızıp, dış odaklarca güdülen o karanlık yapıların emirleriyle hareket edenlerin, milletin sofrasını yangın yerine çevirmeye ve insanımızın cebine ekonomik dinamitler koymaya çalışmalarıyla bu raddelere ulaşmanın oldukça mümkün olduğunu artık net bir şekilde görebiliyoruz.

​Dünyadaki genel ekonomik dengeler ile bizim iç piyasamızdaki uçurumların, "eşyanın tabiatına uygun" bir durum olmadığı; geçmişte o tutuklanan karanlık zihniyetli yöneticilerin itiraf ettiği gibi, suni olarak şişirilen haksız fiyatlarla pekala oluşturulabileceği bugün iyice gün yüzüne çıkmıştır.

​Milyonlarca insanın asgari ücretle geçim mücadelesi verdiği bir iklimde, ev kiralarının astronomik, fahiş seviyelere fırlaması akla, mantığa ve toplumsal ahlaka ne kadar uygundur?

​Açgözlülüğü bırakıp, sömürü çarklarıyla haksız kazanç büyütmekten vazgeçelim artık. İnsan olalım, insan!

​Bu vatanın huzuruna kastedenlere söyleyecek sözüm yok; onlar hem hukuken hem de ilahi adalet önünde belalarını bulacaklar zaten.

​Ülkemize, milletimize, devletimize ve vatanımıza kıymayalım artık!

​Milletin geleceğine kasteden sömürü odaklarına asla göz açtırılmamalı, her kurumdan ve her şirketten temizlenmeliler (hak ettikleri en ağır cezalar verilerek). Kamunun rızkına göz diken o muhterisler de hak ettikleri cezalarla yüzleşmeli, ticari olarak bu topluma zarar vermekten men edilmeliler.

​Bu ülke hepimizin ama sömürülecek, tüketilecek bir alan kalmadı artık, bilgilerinize!

​Yarası olan gocunur; bu sözlerim bu necip milletin ekmeğine, huzuruna ve geleceğine göz diken tüm sömürü odaklarınadır.

​Hiç kimsenin milletin sofrasını cehenneme çevirmeye hakkı yok.

​Kahrolsun kul haklarıyla, haksız kazançlarla beslenen o muhteris zihniyet!

​Saygılarımla.

Tartışma

Yorumlar

5 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Yuzika|

Beğeniyi hak eden bir yazı olmuş. Beğeni butonu yok.

Yanıt yaz

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Sefer Eroğlu|

Teşekkür ederim kardeşim. Ben de bu konudaki düşüncelerimi dün gece editörlere bildirdim. Eski sistem çok güzeldi, mumla arıyoruz şu anda ama yapacak bir şey yok...böyle karar verilmiş. Deneyip artıları eksileri değerlendirip karar verecekler, ya tamam ya devem

Yuzika|

Yazının altına alkış koyalım.

Yuzika|

👏👏👏👏

Sefer Eroğlu|

Teşekkür ederim

Devam et

Benzer yazılar

Deneme24 Haz 2026

Kitaplardan Ekranlara

Belki geleceğin okuru sayfa çevirmeyecek. Ama yine de iyi bir cümlenin önünde duracak, güçlü bir hikâyenin peşinden gidecek ve kendini bir metnin içinde bulacaktır. Çünkü araçlar değişse de insanın anlam arayışı değişmez.

Elma Kurdu·3 dk·1·258
Deneme24 Haz 2026

İnsanın En Büyük Düşmanı: Beklenti

Belki de insanın en büyük düşmanı hayat değil, hayattan bekledikleridir. Çünkü hayal kırıklığı, çoğu zaman gerçekliğin değil; beklentilerimizin yıkılışının adıdır. Beklenti, geleceğe duyulan umut kadar, bugünü kaçırmanın da en sessiz yoludur.

Rigel\'in Feneri·6 dk·0·123