YazYorum
Deneme10 Eyl 2026

İhtimallerin Gölgesinde Yaşamak

Gerçekleşseydi Yine Aynı Sen Olacak mıydın?

Gizem Gökmen|10 Eylül 2026|2 dk okuma
311 görüntülenme|4 yorum

Sisli bir sabahın tam ortasında, hiç basmadığın topraklara duyduğun o garip özlemle uyanırsın bazen. Hiç yürümediğin bir sokağın virajı, hiç tutmadığın bir elin sıcaklığı ya da hiç yaşanmamış bir baharın kokusu genzini yakar. İhtimaller üzerine kurduğun bir hayatın yasını tutarsın; sanki gerçekten oradaymışsın, o hayatı iliklerine kadar yaşamışsın da bir gecede ansızın sürgün edilmişsin gibi. Oysa zihninin kuytularında büyüttüğün o dünya, sadece sana ait bir kurgunun ötesine geçemeyecek kadar puslu ve ulaşılmazdır.

Bütün yaşamını, gerçekleşmemiş senaryoların gölgesinde biçimlendirmeye başlarsın. Kendi ellerinle ördüğün o kozada kendince mutlusundur da. Çünkü orası, başkalarının yıkmaya, incitmeye ya da bozmaya cüret edemeyeceği kadar korunaklı bir sığınaktır. Fakat zamanla fark edemediğin tehlikeli bir tuzak işler: Bütün zamanın, o yaşanmamış anların hücresinde esir kalır. Şimdinin güneşine gözlerini kapatır, yanı başındaki denizin kokusunu teğet geçersin. Avuçlarında kalan tek şey; ucu bucağı olmayan, her an dağılmaya hazır, ihtimalden ibaret kurgusal bir hayattır.

Sonra zihnini kurcalayan o yakıcı soru gelir yerleşir zihnine: Bu kurmaca bir gün kapını çalsa ne yapacaksın? Olmadık bir anda, tam da vazgeçmenin eşiğine geldiğinde o ihtimal gerçeğe dönüşürse... Sen, o kapının ardında bekleyen aynı kişi olarak kalabilecek misin? Yoksa gözünün önüne serilen gerçekliğin, zihnindeki o kusursuz dünyayla hiç eşleşmediğini gördüğünde, bizzat çağırdığın o mucizeden arkana bakmadan kaçacak mısın?

Özgürce koştuğunu sandığın bu zihinsel adımların peşinden giderken, hayatın sana bilerek ve isteyerek sunduğu somut mucizeleri yok saydığını ne zaman fark edeceksin? Zihnindeki o kusursuz dünyada yaşayan insan gerçekten sen misin, yoksa o da kendi yarattığın idealize edilmiş bir ihtimalden mi ibaret? Hayatı yaşamak yerine onun hayaliyle beslenmek, zırh gibi görünen en büyük hapishanendir. Ve belki de artık o puslu camı kırıp, kusurları ve somut gerçekliğiyle yaşamın tam kalbine dokunmanın vakti gelmiştir.

Tartışma

Yorumlar

4 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Yuzika|

👏👏👏

Yanıt yaz

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Yuzika|

Her güzel şey veya kötü durum ilk adımla başlar hayaller ise gerçeklerin ilk adımı olmalıdır …. İlk adımın peşine bir adım daha atmak gerekir yoksa ilk adımlar hep dahada büyük hal alır devamında atılması gereken adımlar …..

Gizem Gökmen|

🙏🙏🙏

Gizem Gökmen|

Kesinlikle. Bir adımda belki de en güzel kapılar açılır

Devam et

Benzer yazılar

Deneme17 Eyl 2026

GİDENLERİN MEVSİMİ

Sonbaharın düşen yapraklarından yola çıkan yazı; hayatımızdan eksilen insanları, yarım kalan vedaları ve geride kalanların sessiz dönüşümünü anlatıyor. Çünkü bazı gidişler bir son değil, insanın kendine yeniden döndüğü bir başlangıçtır.

Aylin Turan·4 dk·0·509