İnsan bazen geçmişine dönüp baktığında kendisini iki farklı kişi gibi hissediyor.Bir zamanlar inandığı şeylere artık inanmıyor, uğruna gecelerini verdiği insanlar artık yabancı gibi geliyor. Kendi sesini bile tanıyamadığı anlar oluyor. Ve en ağır soru sessizce gelip insanın içine oturuyor.
Ben ne zaman değiştim?
Ama belki de mesele değişmek değildir.Belki mesele, hayatın bizi sürekli yeniden yazmasıdır.Çünkü insan sabit kalan bir varlık değil.
Acılar değiştiriyor. Sevilmek değiştiriyor. Yarım kalmak değiştiriyor. Başarısız olmak, hayal kırıklığına uğramak, gecenin bir vakti kimseye anlatamadığın şeylerle tek başına kalmak değiştiriyor.
Bir gün dünyanın çok büyük olduğunu düşünüyoruz, ertesi gün küçücük bir cümlenin içinde boğuluyoruz. Peki insan bütün bunların içinde nasıl bir ruh halinde olmalı? Belki de artık sürekli güçlü olmaya çalışmamalı.
Çünkü güç bazen dimdik ayakta kalmak değil; kırıldığını kabul edebilmektir. Yorulduğunu söyleyebilmektir. Kendine dürüst olabilmektir. İnsan bazen en büyük savaşı dünyayla değil, kendi zihninin içinde verir.Kendine hiç şunu sordun mu?
Ne zamandır gerçekten mutlu değilsin? En son ne zaman içten güldün? Bir şeyleri başarırken kendini neden hâlâ eksik hissediyorsun? Neden herkesin arasında bazen görünmez gibi hissediyorsun? Ve neden bazı insanlar gittikten sonra bile zihninin içinde yaşamaya devam ediyor?
Çünkü insan yalnızca yaşadığı şeyleri değil, yaşayamadığı ihtimalleri de taşır içinde.Olmayan konuşmaları, gönderilmeyen mesajları, geç kalınmış özürleri, yarım bırakılmış hayalleri…
Ama hayatın garip bir gerçeği var.İnsan en çok dibe vurduğu yerde kendini tanımaya başlıyor.
Belki bugün dünyanın yükü omuzlarında gibi hissediyorsun. Belki geleceğe baktığında net bir şey göremiyorsun. Ama dünya hiçbir zaman tamamen karanlık olmadı. İnsanlık hep kırıldı, dağıldı, kaybetti… sonra yeniden ayağa kalktı. Çünkü insanın içinde tuhaf bir iyileşme içgüdüsü var.
Peki dünya nasıl iyileşir?
Daha fazla bağırarak mı?
Daha fazla nefret ederek mi?
Yoksa birbirini gerçekten anlayabilen birkaç insan sayesinde mi?
Belki dünya büyük devrimlerle değil; küçük merhametlerle iyileşecek.Birinin yükünü fark etmekle.Yargılamadan dinlemekle.“Ben de kırıldım” diyebilmekle.
Peki insan kendini nasıl iyileştirir?
Geçmişini silerek değil.Onunla kavga etmeyi bırakarak.
Çünkü bazı yaralar kapanmaz sadece bize yaşamayı öğretir.
Bazı kayıplar unutulmaz sadece içimizde başka bir şekle dönüşür. Ve insan bazen tamamen iyileşmez… ama yeniden yürümeyi öğrenir. Gelecek ise sandığımız kadar uzak değil.Gelecek, bugün kendimize kurduğumuz cümlelerde saklı.Kendine sürekli “bittim” diyen bir insanın ruhu zamanla buna inanır. Ama bir gün bile olsa “belki hala mümkündür” diyebilmek… işte orada yeni bir hayat başlar.Belki de mesele kusursuz olmak değildir.Belki mesele, bütün eksiklerine rağmen içindeki ışığı tamamen söndürmemektir.Çünkü dünya karanlık olabilir. İnsanlar değişebilir. Güvendiğin şeyler yıkılabilir. Ama yine de bir insanın içindeki iyilik tamamen ölmediği sürece umut vardır. Ve belki de insanın kendine sorması gereken en önemli soru şudur.
Hayat beni neye dönüştürdü? değil…
Bütün bunlara rağmen içimde neyi koruyabildim?





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Zor soruları; kimsenin gözüne sokmadan, nazikçe masaya koyan, "Bak bu senin de meselen, biliyorum" diyen, samimi bir "dertleşme" yazısı olmuş. Teşekkürler.
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Belki de bazı yazılar cevap vermek için değil, insanın içinde uzun zamandır sessiz kalan bir şeyi hatırlatmak için vardır. Bunu hissettirmiş olması benim için çok değerli, teşekkür ederim.
İçsel sorgulamayı düşündüren bir yazı tebrik ediyorum
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Geri veremeyeceğim dakikalarınızı ayırdığınız için teşekkür ederim.
Farkındalık yaratan güzel bir yazı olmuş ve bu kısma kesinlikle katılıyorum ve bende aynı şeyi savunuyorum "Belki dünya büyük devrimlerle değil; küçük merhametlerle iyileşecek.Birinin yükünü fark etmekle.Yargılamadan dinlemekle.“Ben de kırıldım” diyebilmekle"
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.