Lale Devri
İstanbul’un geceleri, kandil ışıklarıyla süslenirken suya düşen yansımalar bile zarafetle titreşirdi o vakitler. Bahçelerde açan laleler yalnızca bir çiçek değildi; bir devrin ruhu, incelikle kurulmuş bir hayalin en narin rengiydi.
İnsanlar savaşın gürültüsünden uzak, zevkin ve estetiğin peşine düşmüşlerdi. Şiirler okunur, musiki ince ince yükselir, zaman sanki biraz daha ağır ve anlamlı akardı. Her şey daha nazik, daha ölçülü, daha “güzel” olmalıydı.
Ama her güzellik gibi bu da fazlasıyla kırılgandı. Çünkü dış dünyanın sertliği, içeride kurulan o ince ve kırılgan dünyayı bir gün mutlaka yoklayacaktı. Lalenin ömrü kısadır; ne kadar ihtişamla açarsa açsın, sonunda sessizce solar.
Ve belki de Lale Devri’nin en gerçek yanı buydu:
İnsanın en çok güzelliğe sarıldığı an, aslında en geçici olanın içinde yaşadığını fark edememesiydi. 🌷




Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.