Vakit tamam, seni terk ediyorum.
Buna deniz kıyısında martıları izlerken karar verdim. Beraber geçen tüm yılları baştan sona gözden geçirerek.
Ne güzeldik oysa biz.
Defalarca sordum martılara, neden bunu yaptı bize diye. Neden izin verdi bu olanlara diye.
Tüm martılar tek bir ağızdan cevap verdiler: O izin vermedi, sadece olması gerekeni kabullendi dediler. Hayır dedim, benden vazgeçmez dedim.
Dişi olan martı, iyice yaklaştı yanıma. Senden vazgeçtiğini kim söyledi diye sordu, sensiz olmanın ona verdiği acıyı sanki bilmiyorsun dedi.
Beni dışladı dedim, yaşamakta olduğu süreçte beni dışladı dedim.
Senin dışlanmak gibi gördüğün şey, onun için seni korumaktı, senin incinmemeni sağlamaktı.
Bunu yaparak, bana kaşlarını çatarak bakarak beni daha fazla incitti, ben bu kadar değersiz değilim.
Ondaki değerin o kadar yüksek ki, ona biraz zaman tanı, köşende otur ve bekle, eskisinden çok daha sağlam duygularla dönecek sana.
Ben canı istediği zaman gideceği, canı istediği zaman döneceği bir kadın değilim. Eğer gitmeyi tercih ettiyse, gittiği yeri tercih etti demektir ve orada kalabilir. Burada dönmesini bekleyen bir kadın yok artık.
Bunu söylerken bile gözlerin yaşlı ise, ömür boyu bekleyeceksin demektir. Çünkü çok iyi biliyorsun ki yüreğine başka bir kadın girmez onun, o yüreğin tek sahibi olduğunu çok iyi biliyorsun.
Erkek martı yaklaştı yanımıza. Bir erkeğin sevgisinden şüphen yoksa, o erkeğe tanınması gereken bir zaman varsa bunu tanımakla yükümlüsün. Zamanı geldiği zaman en ince ayrıntısına kadar öğrenirsin her şeyi, sevgine güven, seni sevene güven dedi.
Sonra her ikisi de aynı anda uçup gittiler. Halbuki ne güzel sohbet ediyorduk.




Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.