YazYorum
Öykü3 May 2026

Uykunun Unuttuğu Çocuk

Bu; soba ışığındaki çocukluk korkularını ve yitip giden aile sıcaklığına duyulan hüznü anlatan, geçmişe özlem dolu bir anı ve iç döküş yazısıdır.

Tuğba MARTİN|3 Mayıs 2026|2 dk okuma
321 görüntülenme|22 beğeni|2 yorum

“Herkes uyur.

Bir çocuk gecede kalır.”

Uyuyamadığım gecelerde, sobanın tavana vuran ışığı bana güç verirdi. İçinde yanan odunun canının yanıp yanmadığını düşünmek içimi burksa da o çıtırtı çocukluğumun en tarifsiz hazlarından biriydi. Sanki o ses, karanlığın ortasında yalnız olmadığımı fısıldardı bana.

Annem, babam ve kardeşimle aynı odada…
Dışarıda kar yağarken, sobanın şefkatiyle sarılıp uykuya dalmak…
Bir evin en saf mutluluğu buydu belki de.
Ama ben uyuyamazdım bazı geceler.

Dost sandığım o ışık, tavanda büyür; ağır ağır şekil değiştirirdi. Önce masum bir gölgeyken sonra başka bir şeye dönüşürdü; tanıdık ama huzursuz eden bir şeye. Tavan benim gökyüzümdü artık ama o gökyüzünde hiç yıldız yoktu.

Alevin yansımasını bulutlara benzetmek isterdim.
Ama aklım, hep korkuyu seçerdi.

Bazen kaşları çatık dedem belirirdi orada;
sanki bana kızgın, sanki eksik bıraktığım bir şeyler varmış gibi bakan…

Bazen okulda sustuğum, içimde büyüttüğüm o çocuk…

Ve çoğu zaman mahallede bizi kovalayan o tahammülsüz adam.

Hepsi tavanda toplanır, bana doğru eğilirdi.

Ben onlarla savaşırken annem uyurdu, babam horlardı.
Kardeşim kim bilir kaçıncı rüyasında gülüyordu.
Ben ise tek başıma, kimsenin görmediği bir gecenin içindeydim.

Benim göz kapaklarım neden hep isyankârdı?

Ne yalan söyleyeyim, ben hiç isyan etmedim.
Tanrı’ya karşı gelinmezdi.

Onun yerine hastalandım.
Düştüm, dizlerimi kanattım.
Bayramlıklarımı kirlettim, önlüğümle çamura bulandım.
Ve bazı geceler…

Uyumadım.

Ağırlığımca gelen yorganı başıma çeker, nefesimi içimde tutardım. Sobanın ateşi köze dönmeye yüz tuttuğunda, tavandaki o yüzler de birer birer silinirdi. Dedem giderdi. O çocuk susardı. O adam kaybolurdu.

Korkular bile yorulurdu.

En sonunda ben de pes ederdim.
Ama bu, uyku değil; susmaktı.

Pişmanlıklar, uykusu kaçanlara gece uğrar.
Sessizce gelir, yanına uzanır ve gitmezler.

Keşke o zamanlar, aynı odada uyumanın kıymetini bilseydim.
O sıcaklığı, o korunmuşluğu…

Belki hiçbir gecemi korkularıma bırakmazdım.

Şimdi gece olunca tavana bakıyorum.
Hiçbir şey yok.

Ne dedem,
ne o çocuk,
ne o adam.

Üstelik artık
onu yakacak bir soba da yok.

Korkular geçti.

Beni uyutan çocuk gitti.

Tuğba MARTİN (TUĞBA’M)

Tartışma

Yorumlar

2 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Devam et

Benzer yazılar

Öykü13 May 2026

Merhametli İntern

Kimsesiz Nigar teyzenin hikâyesi, genç intern İhsan’ı derinden etkiler; hastane koridorunda insanlık ve yalnızlık iç içe geçer.

Funda Kilic·2 dk·1·0·43