YazYorum
Deneme2 Haz 2026

Yaratmak Üzerine Düşünceler-3

"Dere maya tuttu!"

Sefer Eroğlu|2 Haziran 2026|4 dk okuma
147 görüntülenme|0 yorum

Bir kişinin Şirk günahını işlediğine kesin karar verebilmemiz için o kişinin cümlelerinde ya da yazılarında kullanmış olduğu " Yaratmak " kelimesini " üretmek, icat etmek ve bulmak ya da buluş yapmak, ortaya çıkarmak " gibi cümlelerin yerine kullanmadığına, direkt olarak kendisini ALLAH'ın yaratma kabiliyeti gibi fiiliyatta bulunduğunu söylediğine, ifade ettiğine şahit olmamız gerekir. Biz şahit olmasak da o kişinin kalbinde öyle bir niyetin olması kafidir. ( Ameller, niyetlere göredir.)

Yani eğer bu konuda " İyi diyorsun da, ben onu o niyetle söylemiyorum ki kardeşim. Ben, diğer kelimelerin yerine o kelimeyi koyarak, alternatif bir anlatım yolu seçiyorum," dediğin zaman benim kaleme almış olduğum sert söylemlerimin seni hedef almadığını bilmeni isterim.

Benim hedefim bu toprakların kültürü olmadığı halde PUTPERESTLİĞİ bu coğrafyaya monte edebilmek için YOGA reklamları yapıp, Yoga merkezleri açıp, o merkezler üzerinden ülkede Putperestliğin propagandasını yaparak ülkenin dini demografisini mümkünse tamamen dönüştürmek değilse de mevcut demografiyi paramparça etmeye dönük olarak işgüzarlar üzerinden iş tutmalarıdır.

Evet işgüzarlar diyorum!

Bu işgüzarlar amasız, fakatsız ALLAH'a direkt olarak eş koşma cürmünü işleme niyeti ile 30 yıldır, 40 yıldır " Yaratmak" kelimesinin kullanımını yersiz ve kasıtlı olarak her platformda kullanılmasını sağlayarak bugünkü pozisyonun hayat bulması için ömürlerini, bedenlerini, ruhlarını vakfederek ne yazık ki başarıya ulaştılar.

Nedir o başarı?

Derenin maya tutması!

Nedir o başarı?

Irmakların şelalesinden aşağıya yoğurtların dökülmesi!

Yani adamlar hedeflerine ulaştılar.

Yaratmak kelimesi geçmişte oldukça ağır ve oldukça da asil ve kutsal bir kelime iken bugün resmen içi boşaltılmış, ayağa düşmüş bir kelime haline geldi.

Üç beş tane putperest, üç beş tane işgüzar bu kelimenin genetiğini öyle bir değiştirdiler ki neredeyse bütün bir yer küre bu kelimeyi medeniliğin, gelişmişliğin ve üstün olmanın bir göstergesi olarak ilgisiz, alakasız ve yersiz noktalardaki kullanımını baz alarak bir takım eylemlere girişiyorlar.

Bu konudaki hassas ve duyarlı insanlar ise çoğunlukla susmayı tercih ediyorlar da ne zamana kadar susulacak onu anlayamıyorum.

Yanlışı engelleme, iyiliği ise teşvik etme de bir ibadettir ama maalesef artık yeryüzünde neredeyse bunu yapan tek kişi bile kalmadı.

Kolay bir konu değil, oldukça zor bir mesele ama duyarlılığı arttırabilme anlamında bu yazı silsilesini kaleme almaya karar verdim.

Varsın, birilerinin nezdinde YOBAZ olayım, varsın istenmeyen, tercih edilmeyen ya da burun kıvırılan ya da kıvırılacak kişi ben olayım, sorun değil.

Ama yarın bir gün tam da o kelimeyi yersiz kullanmaktan vazgeçmene vesile olabileceksem bugünün nefretleri üzerine çeken objesi olmaya razıyım kardeşim.

Her tarafı mayınlarla döşenmiş bir sahada adım atma arzusunu inatla beslemek neden?

Tamam yahu!

Sana şirk koşuyorsun demiyorum zaten.

Ama kırk yıllık bir propagandanın kurbanlarından biri olarak çekirge gibi o mayınlı sahada zıplamayı niçin bu kadar şehvetle arzuluyorsun?

Bir sıçrarsın, iki sıçrarsın üçüncüde enseyi ele verirsin.

Evet küresel anlamda, ülkesel anlamda, coğrafik anlamlarda yığınla derdimiz, sıkıntılarımız varken bizim derdimiz bu mu diye soracaksın biliyorum.

Evet kardeşim bizim sorunumuz bu!

Geçmişin insanlarını; ahlaklı, klas, hassas ve dinine, imanına sonuna kadar sahip çıkan o son derece kaliteli insanları mumla arıyoruz bugün.

Hiç kimseyi dolandırmayan, hiç kimseyi aldatmayan, hiç kimseyi kandırmayan ahlak abidesi insanları mikroskopla bile bulamıyoruz bugün.

Dinine, imanına, ahlakına sahip çık be kardeşim. 1 e alıp 1500 e satmanın HARAM olduğunu bilmeyen, bilse bile işine gelmediği için umursamayan ve havada uçanı, karada kaçanı, denizde yüzeni tutup dolandırmaya çalışan değişik mahluklar haline döndük.

Ne oldu bize yahu, ne oldu bize?

O yüzden bir an evvel kendimize gelip özümüze dönmemiz lazım.

Ne diyor ALLAHU TEALA?

  • Siz halinizi düzeltmediğiniz müddetçe Ben sizin halinizi asla değiştirmem!

Buradan mesajı alabildik mi?

"Yaratmak " kelimesini asılsız ve yersiz yere kullanmak 30-40 yıldır sinsice tüm vücudu ele geçiren ölümcül bir kanser idi ve maalesef ki artık 4.evresini geçeli çok oldu.

Dereye maya attılar ve maalesef ki tuttu!

Geçmiş kavimlerin ALLAH'a eş koşmak günahından yok edildiklerini hesap edersek, bugünümüzü nasıl yorumlamak lazım?

Tamam, onlar direkt şirk koşuyorlardı. Bugün ise direkt şirk koşanı var, uygarlık anlamında yaptığının, söylediğinin ya da karaladığının farkında olmayanlar var. Herkes şirk koşmuyor, eyvallah ama tehlikeli sahalarda dolaşma arzuları neden?

Büyük ya da küçük günahlar işledikçe kaderimiz olumsuz yönde ilerlermiş. Olumlu yönde değişim arzuluyorsak tövbeler edip günahlardan geri çekilmek gerekiyormuş.

Burnun feçesten çıkmıyorsa, başın sıkıntıdan kurtulmuyorsa ve musibetin biri bitiyor ardından hemen öbürü başına üşüşüyorsa kendini sorgula biraz.

Acaba nerede yanlış yapıyorum? Diye...

Halis niyetle bir çok sürçi lisan etmiş olabilirim.

Haddi aşıp yürekler kırdıysam kırılan yüreklerin hepsinden teker teker özür diliyorum.

Maksadım kimseyi kırmak değildi.

Bu Yaratmak mevzusunu burada kapatıyorum.

İnşallah maksat hasıl olabilmiştir.

Saygılarımla


Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar

Deneme24 Haz 2026

Humanity’s Greatest Enemy: Expectation

Perhaps humanity's greatest enemy is not life itself, but what it expects from life. Disappointment is often born not from reality, but from the collapse of our expectations. Expectation grows in the shadow of hope, quietly stealing the present while promising the future.

Rigel\'in Feneri·13 dk·0·16
Yaratmak Üzerine Düşünceler-3 | YazYorum