Bir kış gecesi sokak lambasının altında dans ederek inen karları seyretmek gibiydi seni sevmek. Öyle sessiz ve öyle masum... Sen, etrafta sakince dans eden bir kar tanesi gibiydin; ama o sessiz kar tanesinin amansız bir rüzgârın peşinden gideceğini tahmin edememiştim.
O sinsi rüzgâr sokağıma gelmeden önce; dizimde battaniyem, yılların yıprattığı kitabımın sayfaları arasında sıcak bir bardak kahvemle kaybolmuşken camıma çarparak ses çıkaran ufak bir kar tanesiyle tanıştım. Öyle güzel duruyordu ki camımda... Bir anda tanıdık bir yüzün gölgesiyle bana bakmaya başladığını fark ettim. O sendin, evet! O bakışları nerede olsa tanırdım. Küçük bir kar tanesinin üstüne binip gelmiş gibiydi gülüşün. İçim ısınmıştı bir anda.
Özlem ateşleri yanmaya başladığında korktum. İçimde yanan ateş ya bu kar tanesini ve gülüşünü eritirse diye ağır adımlarla uzaklaşmaya başladım camdan. Hâlâ orada duruyor ve bana gülümsüyordu; gülümsemesinde sen vardın. Sana zarar gelmesin diye uzaktan sevdim seni, uzaktan seyrettim gülüşünü. Ben seni içimdeki yangından korurken bilemezdim ki hain bir fırtınanın her şeyi elimden alacağını ve senin de o kar tanesinin içinde onun ardından koşup gideceğini...
Ürktüm. Camımda duran o masum kar tanesine seslendim; arkasından gitmemesi için neredeyse yalvardım. Ama fısıldadığı tek bir cümle vardı: "Sinsi bir fırtına bana ne yapabilir ki? Rahat bırak beni." Oysaki ben sadece sevmiştim. Ama dilinden dökülen o cümlelerle beni soğuk yangınların içinde eritip yok ettin.
Camdan aşağı kayan ve sadece izi kalan o kar tanesi; senin, benim ve ikimizin tüm gülümsemesini de o şiddetli rüzgâra teslim edip yok oldu. Şimdi sen o fırtınanın peşinde savrularak dolaşırken, ben eriyen karların arasında yok oluyorum; tıpkı camıma çarpıp gülümseyen o minik kar tanesi gibi.
Ey asi rüzgâr! Kar gibi bembeyaz, masum sevgilerin canını yakıp kanatma. Bırak, aksınlar minik kar taneleri gibi vardıkları camlardan ya da dans etsinler titrek sokak lambasının altında. Yere düştükleri zaman ezilmesin gülümsemeler ayaklar altında...
Mevsim kıştı, etraf bembeyaz bir örtüyle kaplıydı. Her gelen kar tanesinde yine senin gülümsemeni aradım. Kırılmış olsam da senden bir iz aradım. Bu sefer yoktun o gülümsemelerin arasında; çünkü sen hâlâ o amansız rüzgârın peşinde savruluyordun...





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.