YazYorum
Deneme27 May 2026

Aşkta Piraye Olmak

Sahnede ışıklar söndü, perde kapandı; ama ben hâlâ o bitmeyen bekleyişin nöbetindeyim. Tıpkı Nazım’ın Piraye’si gibi; mağrur, derinden ve sessizce...

Gizem Gökmen|27 Mayıs 2026|2 dk okuma
158 görüntülenme|2 yorum

Piraye olmak ne demek bilir misin? Bir insanı şehirlerin ve başka hayallerin ardındayken bile ruhunun en başköşesinde saklamaktır. Senin adın dünyaya coşkun bir nehir gibi yayılırken; benim payıma o nehrin yatağında sessizce kuruyan bir toprak olmak düştü.

Ben Piraye’ydim... Gelmeyeceğini bile bile bir ömrü o uzak yolların ucuna seren, kırgın kalbini göğsünün kafesinde sessizce büyüten ve diline lal çaldıran o mağrur kadınlardan biriydim. Sadece birkaç kelimeye kandım; o kelimelerin inşa ettiği hayallerin gölgesinde iyileşmeye çalıştım. Kaç kez kırıldım, kaç kez un ufak oldum da yine de seni kalbimden söküp atamadım; sevmeyi bir an olsun bırakamadım.

Görenler, halimi bilenler sordular seni; sustum, hiçbirine cevap veremedim. Seni ruhumun en gri, en dumanlı odalarında gizledim. Çıkarmadım seni o dehlizlerden; sırf kalbimdeki o muazzam yerini bir başkası doldurmaya yeltenmesin, o kutsal yalnızlığım kirlenmesin diye…

Sen başka hayatların, bambaşka kolların koynunda en duygulu şiirlerini fısıldarken dünyaya; ben buralarda sadece gözyaşlarıma ve beyaz kâğıtlarıma sarıldım. Tıpkı bir gün çıkıp geleceksin de sana sarılacakmışım gibi sakladım kendimi.

İtiraf ediyorum; bazen o dokunulmaz dünyanı darmadağın etmek, senin kalbini kırmak, canını yakmak istedim. Ama yapamadım. Korktum; çünkü biliyordum ki asıl ben dağılacaktım o keskin kırıkların arasında. Sen ise o darmadağın olmuş parçalarımın arasından sızarak, sonsuza kadar kaybolup gidecektin hayatımdan. İşte ben seni, kendimi yok etmeyi göze alacak kadar muazzam bir çaresizlikle ama başımı dünyaya karşı asla eğmeyecek kadar büyük sevdim.

Gözlerinin ardında sakladığın o derin, ulaşılmaz özlemlerden birisi de ben olmak isterdim. Ama bu hikâyede bana düşen, gitgide küçülen gölgeni arkadan izlemekti. Bir gün döneceğinin o asılsız, o oyalayıcı vaatleriyle yavaş yavaş tükenen bir hayatın başrolünde, tek başıma oynuyordum. Sahnede ışıklar söndü, perde kapandı; ama ben hâlâ o bitmeyen bekleyişin nöbetindeyim.

Tıpkı Nazım’ın Piraye’si gibi; mağrur, derinden ve sessizce...

Tartışma

Yorumlar

2 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Devam et

Benzer yazılar

Deneme24 Haz 2026

Humanity’s Greatest Enemy: Expectation

Perhaps humanity's greatest enemy is not life itself, but what it expects from life. Disappointment is often born not from reality, but from the collapse of our expectations. Expectation grows in the shadow of hope, quietly stealing the present while promising the future.

Rigel\'in Feneri·13 dk·0·15
Deneme24 Haz 2026

Kitaplardan Ekranlara

Belki geleceğin okuru sayfa çevirmeyecek. Ama yine de iyi bir cümlenin önünde duracak, güçlü bir hikâyenin peşinden gidecek ve kendini bir metnin içinde bulacaktır. Çünkü araçlar değişse de insanın anlam arayışı değişmez.

Elma Kurdu·3 dk·1·259