Bazı bekleyişlerin adı yoktur. Ne bir limana yazılır, ne bir takvime işaretlenir. Sadece insanın içinde sessizce büyür; tıpkı gece denizin ortasında, ay ışığının suya düşmesini bekleyen o gemi gibi.
Uzaktan bakınca sıradan görünür belki. Durgun bir su, sessiz bir gökyüzü ve kıpırtısız bir gemi… Oysa her sessizliğin içinde büyük bir hikâye saklıdır. Çünkü bazen insan da bir gemiye benzer; nereye gideceğini bilir ama hareket etmek için bir işaret bekler. Bir ışık, bir ses, bir umut… Ayın denize düşen o ince gümüş yolu gibi, önünü gösterecek küçük bir mucize.
Beklemek çoğu zaman güçsüzlük sanılır. Oysa bazı bekleyişler cesaret ister. Hemen yola çıkmamak, karanlığın içinden körlemesine geçmemek, doğru anı kollamak… İşte bu da bir bilgeliktir. Belki o gemi de biliyordur; her deniz gündüz geçilmez, her yol haritayla bulunmaz. Bazı yollar yalnızca kalbin tanıdığı ışıkla aşılır.
Ay ışığı burada yalnızca gökten düşen bir parıltı değildir. O, insanın içindeki "devam et" sesidir. Yorulduğunda omzuna dokunan, vazgeçmeye ramak kala ufukta beliren o ince umut çizgisidir. İnsan bazen en karanlık gecelerinde bile tamamen yalnız değildir; sadece ışığın kendisine ulaşmasını bekliyordur mesele varmak değildir. Belki mesele, o ışık gelene kadar dağılmadan kalabilmektir. Dalgaların savurmasına rağmen yerinde durabilmek… İçindeki gürültüyü susturup gökyüzünü dinleyebilmek…
Kim bilir… Belki hepimiz biraz o gemiyiz.
Bir kıyıya değil, içimizde yeniden doğacak ışığa doğru bekleyen.





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Beklemek, sabrın işaretidir. Beklemek olgunlaşmaktır, Beklemek olmaktır. Beklemek verimli olmanın temelidir.
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.