Şair diyordu ya:
“Akşam diyordun, işte oldu akşam…”
Çilingir sofrası kuruldu.
Mezenin sessizliği yerini rakı kokusuna bıraktı.
Buzlar hazır.
Kadehler ışığı yakalayıp masaya dağıttı.
Dışarıda usul bir rüzgâr, içeride eski bir şarkı dolaşıyor ama yine de bir eksik var bu akşam.
Niye boş kaldı bardağın teki?
Oysa alışmıştı karşısında bir yüz görmeye.
Bir cümlenin yarısını söyleyip diğer yarısını beklemeye.
Bir kadehi kaldırırken başka bir kadehin sesine karışmaya.
Şimdi her şey yerli yerinde;
rakı aynı rakı,
şarkılar aynı şarkı,
akşam bildiğimiz akşam.
Eksik olan yalnızca sensin.
Buzlar yavaş yavaş eriyor.
Gece biraz daha koyulaşıyor.
Masa beklediğini beklemekten yoruldu belki de.
Saatler geçti.
Şarkılar değişti.
Kadehler birkaç kez dolup boşaldı.Ama şu karşımdaki bardak hiç dokunulmadan kaldı.
Demek ki bazı insanlar gelmedikleri için değil,
geleceklerini söyleyip gelmedikleri için kırıyor insanı.Çünkü yokluğa alışılır da,
verilen sözün boş sandalyesine alışılmıyor.
Bu yüzden bu gece rakı biraz daha sert,
şarkılar biraz daha eski.
O boş bardak,
gelmeyen bir misafirin değil;
sözünden dönen birinin hatırasına kaldırılmadan bekliyor.





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Yüreğinize sağlık
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Çok teşekkür ederim🙏🪬