Bir insana “deli” demek için onu anlamamamız çoğu zaman yeterlidir.
Bir toplantıda herkes aynı şeyi söylerken biri bambaşka bir şey söyler. O an odada kısa bir sessizlik olur. İnsanlar birbirine bakar. Sonra o kişiyi kategorilere yerleştirmeye çalışırlar. Tuhaf mı? Fazla mı düşünüyor?
Toplumun en sevdiği şeylerden biri, açıklayamadığı insanları etiketlemektir. Böylece rahatsız edici belirsizlik ortadan kalkar.
Dahilik ve delilik uzun zamandır aynı cümlenin içinde anılıyor. Bunun nedeni aralarındaki gerçek bir yakınlıktan çok, ikisinin de normali rahatsız etmesi. Normal insan öngörülebilir olandır. Ne düşüneceği, nasıl davranacağı aşağı yukarı bellidir. Dahi de deli de bu konforu bozar.
Ne var ki bu iki kavramı birbirine karıştırmak kolaydır. Çünkü ikisi de alışılmış olanın dışına çıkar. Fakat biri dünyayı farklı okumaya çalışırken, diğeri bazen dünyayla bağını kaybedebilir. Aradaki fark küçük görünür ama sonuçları bakımından büyüktür.
Tarih boyunca birçok insan yaşadığı dönemde anlaşılmadı. Bazıları gerçekten yanılıyordu. Bazıları ise çevresindekilerden daha erken görüyordu. Sorun şu ki ikisini birbirinden ayıracak kusursuz bir yöntemimiz hiçbir zaman olmadı. Bu yüzden insanlık önce kuşkuyla yaklaşmayı, sonra da yıllar sonra hayranlık duymayı tercih etti.
Bugün geçmişe dönüp bazı isimlere hayranlıkla bakıyoruz. Oysa aynı insanlar kendi çağlarında büyük ölçüde huzursuzluk kaynağıydı. Çünkü yeni bir fikir, ortaya çıktığı anda çoğu zaman bilgi gibi değil hata gibi görünür. İnsan zihni tanıdık olana güvenmeyi sever. Alışılmadık olan ise önce dirençle karşılaşır.
Ve dahiliğin en az konuşulan yönü budur: Yalnızca yaratmak değil, anlaşılmamayı göze almak.
Öte yandan deliliği romantikleştirmeye de meraklıyız. Acı çeken sanatçı hikâyeleri, dağınık masalar, uykusuz geceler, kendi kendine konuşan dehalar… Bunlar iyi bir filme malzeme olabilir ama gerçek hayat genellikle daha sıradandır. Büyük fikirlerin önemli bir kısmı ilham anlarından çok uzun çalışma saatlerinin ürünüdür. Fakat disiplin, toplumun hayran olmakta zorlandığı bir erdemdir. Krizler daha dikkat çekicidir.
Belki de bu yüzden dahilikle delilik arasındaki sınır sürekli yeniden çizilir. Çünkü mesele yalnızca bireyin zihni değildir. Toplumun neyi kabul edip neyi reddettiği de bu sınırı belirler. Bir dönemde saçmalık sayılan bir düşünce başka bir dönemde ilerleme olarak görülebilir.
Sonuçta dahilikle delilik arasında kesin bir çizgi yoktur. Ama bu, ikisinin aynı şey olduğu anlamına da gelmez. Biri bilinmeyene doğru açılan bir kapı olabilir. Diğeri ise insanın yönünü kaybettiği bir koridor.
Sorun şu ki koridora bakanlar da kapıya bakanlar da çoğu zaman aynı şeyi gördüklerini sanırlar.





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Bir dönem dahilere de deli denmiştir. Güzel bir şekilde yazmışsınız yüreğinize sağlık
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.