İyilik Neden Artık Şaşırtıyor?
Günümüzde bencilliğin ön plana çıktığı kapitalizmin ve modernliğin sınırsız formları, insana sürekli değişen libaslar giydirirken; bir yandan da ruhları çıplak ve biçimsiz bırakıyor. İnsan, her güzel şeye sahip olmak isterken neden kendini bu döngüden kurtaramıyor? Oysa ruhlar körelmemeliydi.
Bir topuklu ayakkabının değişen tüm formlarına sahip olmaya duyulan heves, ya da bir saatin biçimden biçime girerek zamanın akışını değiştireceğine inanmak… İnsan, eşyanın değişimini kendi dönüşümü sandı belki de. Oysa saat değişse de zaman aynı acıyla ilerliyor; ayakkabılar yükselse de insanın vicdanı aynı yerde sürünüyor.
Bugün bir insanın nezaket göstermesi neden şaşkınlık uyandırıyor? Çünkü iyilik artık olağan değil, istisna gibi görülüyor. İncelik, hız çağının altında ezildi. Kimse kimsenin gözlerinin içine bakacak kadar yavaş yaşamıyor artık. Herkes yetişmeye çalışıyor; ama nereye vardığını bilen de yok.
Belki de bizi yozlaştıran şey, içimizdeki güzelliklerin maddeye dönüşmesiydi. Sevginin gösterişe, zarafetin markaya, değerin sahip olunanlara indirgenmesi… Böyle olunca insan, ruhunu beslemek yerine vitrinini büyütmeye başladı. Ve bir süre sonra herkes birbirinin eşyasını gördü ama kimse birbirinin yorgunluğunu fark etmedi.
Bir topuklu ayakkabının altında ezilen yalnızca zemin değildi aslında. İnsan, yükseldiğini sanarken kendi inceliğini ezdi. Tıpkı biçimi sürekli değişen saatler gibi… Görünüş değişti, fakat insanın içindeki boşluk aynı kaldı. Bu yüzden bugün iyilik şaşırtıyor. Çünkü insanlar artık bir kalbin sıcaklığına değil, soğuyan dünyaya alıştı.
Şimdi ise birinin içten davranması şaşkınlık uyandırıyor. Bir kapıyı tutan, bir çiçeği sebepsiz veren, bir “nasılsın?” sorusunu gerçekten hissederek soran insanlar sanki başka bir çağdan kalmış gibi karşılanıyor. Çünkü dünya hızlandıkça samimiyet yavaş kaldı. İnsanlar vakit kaybetmemek için duygularını kısa cümlelere, sevgilerini emojilere, vicdanlarını ise görünmez köşelere bıraktı.
Belki de bu yüzden herkes birbirine yakın görünürken kimse kimsenin içine değemiyor artık. Kalpler üşüyor ama kimse üşüdüğünü söylemiyor. Çünkü bu çağda en çok saklanan şey kırgınlık oldu. İnsanlar duvarlarını karakter sandı; mesafelerini olgunluk, suskunluklarını güç…
Oysa insan, biraz da başka bir insanın sıcaklığında iyileşirdi. Şimdi ise herkes kendi yalnızlığını modern mobilyalarla, pahalı saatlerle, gösterişli vitrinlerle örtmeye çalışıyor. Fakat hiçbir eşya, ruhun içindeki boşluğu dolduramıyor. Çünkü insanın eksikliği maddede değil; hissedemeyişinde büyüyor.
Ve belki de en acısı şu:
İnsanlık, iyiliğe şaşıracak kadar uzun süre sevgisiz bırakıldı.




Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Kaleminize, yureginize sağlık 🌼
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
👏👏👏
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Hocam çok özlettiniz. Yüreğinize sağlık kaleminiz daim olsun.
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Günümüz dünyasını çok güzel anlatmışsınız, tebrik ederim sizi
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.