Kendi ameliyatına girmiş profesör bir cerrahım aslında ben.
Lakin o kadar iyi tanıyorum ki bilincimi, sanki sekiz Nobel almamış gibi titretiyorum ellerimi. Her şeyi bilmek mi bozuyor acaba insanın dengesini? Yoksa artık kendim bile kendimin farkında mı değilim?
Acıdan, korkudan çığlık atmam gereken ameliyat masasında neden neşterle polemiğe giriyorum? Derinlerde bir yerde kafatasımı açmaya çalışan neşter benim dostum mu ? düşmanım mı ? Neyse diyorum, neyse. Belki de bütün bu psikozlar narkoz etkisinin tehlikeli bir oyunudur.
Sesler duyuyorum doktorların ağzından; kan basıncı, tansiyon, kalp ritmi... Sürekli konuşuyorlar, vir vir ama sesler sanki bana Five to One parçasının en kriminal notaları gibi geliyor.
Utanmasam kalkıp ölümümle dans edeceğim. Ellerimin titremesi geçtiğinde anlıyorum ki ameliyat başarılı geçmeye adım adım ilerliyor. Doktor, gözlerim neden açık doktor? Cevap ver doktor! Kendimi neden duyamıyorum kendimin profesörüyken? Aklımız bile bizi kandırabiliyorken nasıl bir başkasına güvenebiliriz ki?
Ruhum bedenimden ayrıldı; geziniyorum ameliyathanenin etrafında. Dandik, buğulaşmış camlarda güzelliğime bakıyorum. Birkaç dakika sonra masada paçalarımdan akan yalnızlıklarla sohbet ederken buluyorum kendimi. Arsızlık mayamda var tabii, üstüme gidiyorum. Kızıyorum; neden bu kadar yalnızsın diye. Sanki bizi bu hâle ben getirmemişim gibi, sanki içimde bir ben daha yaratmamış ve bizi eritmiyormuş gibi.
Sanki içimde bir ben daha var; yıllardır onunla cebelleşmeme ben izin vermiyormuşum gibi.





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
çok derin çok tanıdık 🙏🏼 işte kaiser'in kalemi
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Paslıkalem😄
Okumaktan keyif aldım.
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
sevindim🙏