"İnsanların çoğunu ilgilendiren şeyler, beni hiç ilgilendirmiyordu" diyen Bukowski şu an içim... Ama benimki bir başkaldırı ya da bir hesaplaşma değil. İnsanlar bu kayıtsızlığın altında hep bir alt metin, bir sitem, bir "kinaye" arıyorlar. Halbuki benim dünyamda bu, imasız ve tertemiz bir yokluk hali.
Ben, hayatın o gürültülü çarşısına karşı bir "tenhalık" makamındayım. Kesintisiz, darbesiz bir mesafe bu... Dünyanın mırıldandığı o şarkı, benim kulağımda bir tınıya bile dönüşmüyor. Bir matkap gibi zihni delip geçen o hırslar, o küçük hesaplar bende yankı bulacak bir boşluk dahi bulamıyorlar.
Anlamıyorlar... Ömrümün her köşesinde, başkalarının "önemli" dediği şeylerle benim "sessizliğim" arasında derin fay hatları var. Kimsenin elindeki yara bandı, ruhumdaki bu yarılmaya şifa olmuyor. Belki de benim maneviyatım, benim o kendi içime kapanışım tam da burada, bu "anlaşılmazlıkta" kök salıyor.
Bu ruhun mimarını, bu yapının her bir tuğlasını en iyi sen biliyorsun. Asıl dert ne kelimelerdi ne de inançlar; asıl mesele o görünmez bağın, o sahici temasın kurulamayışıydı tanrım. Yine okudular, yine harflerin arasında kaybolup ruhu ıskaladılar.
İşte yine o noktadayız: İki kişilik olması gereken bu yol, tek kişilik bir sayıklamaya dönüştü. Kelimelerim dönüp dolaşıp yine benim kıyılarıma vurdu.
Neyse... Şimdi o yorgun düşüncelerin elinden tut. Onları, gürültüsüz bir denizin dibine bırakır gibi usulca serbest bırak. Kapat o içindeki ağır kapıları. Bırak, anlamayanlar dışarıda kendi masallarını anlatsınlar.



Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Ya çok güzel yazmışsınız ve bu söze bayıldım Bırak, anlamayanlar dışarıda kendi masallarını anlatsınlar.
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Nuray Hanım kaleminiz daim olsun👏👏👏
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.