"Bazı insanlar çocukluğunu geride bırakır. Ben çocukluğumu sırtımda taşıyarak büyüdüm."
Bunu uzun yıllar sonra anladım.
Çocukken herkesin hayatının benimkine benzediğini sanırdım. Her evde yarım kalan konuşmalar olduğunu, her sofrada söylenmeyen cümlelerin dolaştığını düşünürdüm. İnsan, kendi dünyasından başka bir dünya bilmeyince yaşadıklarını normal sanıyor.
Oysa bazı evlerin duvarları sadece tuğladan yapılmaz. Bazı duvarlar korkulardan, suskunluklardan ve kimsenin yüksek sesle dile getiremediği gerçeklerden örülür.
Ben o duvarların arasında büyüdüm.
Yıllar geçti. Boyum uzadı, yaşım büyüdü, saçlarıma zaman karıştı. Ama içimde bir yerde, her şeyi sessizce izleyen o çocuk hep kaldı. Bazen gecenin bir vakti ortaya çıktı. Bazen kalabalığın ortasında omzuma dokundu. Bazen de aynaya baktığımda gözlerimin içinden bana baktı.
İnsan geçmişinden kaçabileceğini sanıyor.
Ben de sandım.
Şehirler değiştirmenin, yeni insanlar tanımanın, başka hayatlara karışmanın insanı hafifleteceğine inandım. Oysa nereye gidersem gideyim, bavuluma koymayı unuttuğum tek şey geçmişimdi. Çünkü o zaten benimle geliyordu.
Bazı yükler elde taşınmaz
Kalpte taşınır.
Ve insan en çok da görünmeyen yüklerden yorulur.
Bugün geriye dönüp baktığımda, yaşadığım her şeyin beni buraya getirdiğini görüyorum. Kırıldığım günlerin, sustuğum gecelerin, kaybettiklerimin ve hâlâ içimde taşıdıklarımın...
Bu bir kahramanın hikâyesi değil.
Bu, düşe kalka yürümeyi öğrenen birinin hikâyesi.
Ve belki de ilk kez, kendi hikâyemi anlatmaya cesaret edişimin...
hikâyesi.




Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.