YazYorum
Deneme21 May 2026

Ağlayan Şehir

Soruyorum şimdi: Bu hıçkırarak yağan gökyüzü mü, yoksa kalplere sığmayarak taşan, duvarları yıkan o çaresiz özlemler mi?

Gizem Gökmen|21 Mayıs 2026|2 dk okuma
384 görüntülenme|2 yorum

Bir şehir ağlar mı gidenlerin arkasından? Yoksa biz mi hüzünlerimizi boca ederiz o sokaklara?

Senin o ıslanmaktan korktuğun, yağmur değildi aslında. Sokaklar, caddeler sesleniyordu arkandan; duyulmamış bir veda senfonisi gibi... Sessiz çığlıkların paslı zincirleri arasından süzülüp gelen o yaşlar, aslında bir mevsimin yas tutma biçimiydi.

Durmayan her damlanın şeffaf kalbinde bir yüz saklanıyordu. Şehir, koca bir dev gibi görünüp aslında bir çocuk kadar utanıyordu özlemekten. Bu yüzden saklıyordu hüznünü; bulutların arkasına, gri gölgelerin altına ve ansızın bastıran sağanaklara... Caddelerde akan bulanık suların içinde sadece çamur yoktu; silinmeye yüz tutmuş ayak izleri, yarım kalmış kararlar ve geri dönülemeyen sapaklar vardı. Kimisi yürüdüğü yoldan pişmandı, kimisi ise o yolu bir kez olsun tadabilmek için tüm durakları aşmıştı.

Veda, bazen keskin bir koku gibi siner asfaltın üzerine. Anlatılamayanlar, yutkunuşta düğümlenenler ve içte kalan o gürültülü sessizlik, yağmurun ritmiyle dile gelmeye çalışır. Her damla bir cama çarptığında, aslında bir hikâyenin son cümlesini fısıldar. İşte bu yüzden gökyüzü ağırlaştığında, insanın ruhu da daralır. Çünkü yağmur, senin yerine ağlamayı üstlenmiş cesur bir tanık gibidir. Sokaklar seni kendi ıslak dokusunun arasına saklar, kimsesizliğini kalabalık damlalarla örter.

Kırık bir şemsiyeyle korunmak istersin bu hüznün ıslaklığından; oysa insanın kendi sesinden kaçabileceği bir sığınak henüz inşa edilmedi. Sesin, göğüs kafesinde yankılanırken seni kendinden kaçmaya değil, kendine çarpmaya zorlar. Soruyorum şimdi: Bu hıçkırarak yağan gökyüzü mü, yoksa kalplere sığmayarak taşan, duvarları yıkan o çaresiz özlemler mi?

Söylemek isteyip de dilimin ucunda çürüttüğüm ne varsa, hepsini bir yağmur damlasının içine hapsettim. Belki senin şehrine düştüğünde, camına vuran o tıkırtıda benim sesimi duyarsın. Eğer durup dururken kalbin titrerse, rüzgârın yönü değişirse ya da bir anlık bir üşüme kaplarsa içini; anla ki burada bir ruhun özlemleri taşıyor.

Şehir susuyor, gökyüzü konuşuyor. Ben, o sağanağın en ince sızısında seni bekliyorum

Tartışma

Yorumlar

2 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Sevgi Seçen|

Çok güzel bir yazı olmuş yüreğine sağlık ♥️ . Ve biliyor musun benim meşhur bir sözüm var çocukluğum dan beri ne zaman çok içim yansa üzülsem yağmur yağar dı ve anneme koşup anne bulutlar da benle ağladı derdim büyüdüm ve hâlâ bazen aynı düşünce gelir kim üzüldü bu kadar da bu kadar yoğun yağıyor yağmur derim geçmişe ve yakın geçmişe götürüp bedava zamanda yolculuk yaptırdı

Yanıt yaz

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Gizem Gökmen|

Çok teşekkür ediyorum. 🌼🌼 hikayeniz ayrıca etkiledi beni 😇

Devam et

Benzer yazılar

Deneme23 Haz 2026

Sahtesi çarpıyor

Bu bir eksilme değil, sadeleştirme ve kendine yakınlaşma hikâyesidir.Sahte ilişkiler ve yapaylıklar arasında kendini korumayı, gerçek bağları fark etmeyi ve içsel dengeyi bulmayı anlatıyor

Sevgi Seçen·2 dk·0·52