YazYorum
Deneme20 May 2026

Kendi Yolunu Yazan Kadınlar

Şimdi sor kendine, sen hangisisin? Hayatı şekillendiren mi, yoksa hayatın şekillendirdiği mi?

Gizem Gökmen|20 Mayıs 2026|2 dk okuma
183 görüntülenme|6 yorum

Sessizliğin kollarında, kalemler kâğıtlara ağlıyordu. Bazen bir acı, bazen de ince bir hüzün yakıyordu dudakları. Ağlamak yoruyordu artık ruhları; duyguların özgürce dışarı akması sarp bir yokuştu. Bu yüzden dolunay şahit oluyordu gecenin yüküne, şafakla doğan güneş ise yalan gülümsemelere kucak açıyordu.

Bazı günler bulutlar ağlardı; yorgun, kırgın ve suskun insanların yerine... Sadece o dakikalarda, yağmurun gölgesinde yaşlar inerdi sessizce göz pınarlarından. Hüzünlerden oluşan bir denizin içinde, soluk almadan kulaç atmak ve en derinlere batmak isterken; bir anda parlayan o ışık, umudun belki de en masum anını fısıldardı. Ve yaralı kalp, inatla yüzmeye devam ederdi.

Acaba yalan gülümsemeleri gören güneş de mi kandırıyordu bizi? Yoksa mucizeler gerçekten vardı da biz mi gözlerimizi yummuştuk?

Kalpler kırık, bakışlar nemliydi her zaman. İyileşmeye bile korkuyordu insan; aynı yerden, aynı sızıyla yeniden kırılmamak için. Bu yüzden görmekten kaçıyordu hayatın en güzel anlarını. Yaşamın bize biçtiği kalıba uymak istemedik; hayalimizdeki kendimizi yaşamak istedik. İzin vermediler. Şimdi, tam da bu yüzden yeniden başlamak lazım; en güçlü adımlarımızla ve o asil, yaralı ruhlarımızla...

Ben, kalemimi her kırık kalbin adına ağlattım. Kendini unutanlara, unutmak zorunda bırakılanlara o kadim hakikati yeniden hatırlatmak için... Ne kadar değerli olduklarını kanıtlamak; en önemlisi de kadın olduklarını ve bu varoluşun kutsallığını fısıldamak için.

Kimsenin gölgesi olmadan, özgürce kahkaha atan kadınların korosuna katılsınlar diye... Her gün yeniden doğan güneşler aslında dışarıda değil; bizim içimizden parlayarak yükselen mucizelerdi. Sadece kendimizi unuttuğumuz için farkında değildik.

Şartların esiri olduğumuzu zannettik, oysaki ipler her zaman bizim elimizdeydi. Bize bu gücü kullanmayı unutturmuşlardı. Şimdi, o derin uykudan uyanma zamanı. Yarım bıraktıklarımızı tamamlama ve hayatımızın rotasını kendi ellerimizle çizme zamanı…

Sevgili kadın, şimdi sor kendine, sen hangisisin?
Hayatı şekillendiren mi, yoksa hayatın şekillendirdiği mi?


Tartışma

Yorumlar

6 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

çekirdek kabuğu|

Hayatın şekillendirdiği versiyonumu reddedip kendimi yeni baştan şekillendirdim sorunuzun cevabı olarak bunu yazmak istedim 💚 ve elinize sağlık cümlelerinizi okumak iyi hissettirdi

Yanıt yaz

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Gizem Gökmen|

Değerli yorumunuz için çok teşekkür ediyorum. 🌼🌼Ben de kendini yeniden bulmuş bir insan olarak kaleme almak istedim. 🙏🙏

Devam et

Benzer yazılar

Deneme24 Haz 2026

Humanity’s Greatest Enemy: Expectation

Perhaps humanity's greatest enemy is not life itself, but what it expects from life. Disappointment is often born not from reality, but from the collapse of our expectations. Expectation grows in the shadow of hope, quietly stealing the present while promising the future.

Rigel\'in Feneri·13 dk·0·15
Deneme24 Haz 2026

Kitaplardan Ekranlara

Belki geleceğin okuru sayfa çevirmeyecek. Ama yine de iyi bir cümlenin önünde duracak, güçlü bir hikâyenin peşinden gidecek ve kendini bir metnin içinde bulacaktır. Çünkü araçlar değişse de insanın anlam arayışı değişmez.

Elma Kurdu·3 dk·1·259