YazYorum
Deneme23 Haz 2026

Sahtesi çarpıyor

Bu bir eksilme değil, sadeleştirme ve kendine yakınlaşma hikâyesidir.Sahte ilişkiler ve yapaylıklar arasında kendini korumayı, gerçek bağları fark etmeyi ve içsel dengeyi bulmayı anlatıyor

Sevgi Seçen|23 Haziran 2026|2 dk okuma
52 görüntülenme|0 yorum

Sahtesi çarpıyor

Bazen içimden sessizce “sahtesi çarpıyor” diyorum. Bu cümle artık bir serzenişten çok, kendimi koruma biçimime dönüştü. Çünkü sahte olanı yalnızca fark etmeyi değil, onun bende bıraktığı hissi de tanımayı öğrendim. Bu, zamanla oluşan bir farkındalık… Belki de adına en çok “tecrübe” dediğimiz şey.

Yaşadığımız çağda pek çok şeyin yapaylaştığını görüyorum. Gıdadan ilaca kadar uzanan bu sahicilik kaybı ve insan ilişkilerinde de kendini gösteriyor. Ama bu durum beni yalnızca tedirgin etmiyor hatta aynı zamanda daha dikkatli, daha seçici olmaya davet ediyor. Çünkü karanlık arttıkça, en küçük ışık bile daha görünür hale geliyor. Ben de artık o ışıkları kaçırmamaya çalışıyorum.Kendi içimde düşünüyorum. Kalabalıklar arasında yürürken, herkesin aynı olmadığına inanmak istiyorum. Ve çoğu zaman gerçekten de öyle oluyor. Gürültünün içinde daha sakin, daha gerçek kalan insanlar var. Onları fark edebilmek, benim için bir tür iç huzura dönüşüyor. Çünkü biliyorum ki aradığım şey hâlâ var.

Sahte olanın zararını yalnızca dış dünyada değil, içimde de hissediyorum. Sahte bir söz, samimiyetsiz bir yakınlık ya da içi boş bir dostluk… Bunların hepsi insanın ruhunda küçük izler bırakıyor. Ve ben artık bu izleri görmezden gelmek yerine anlamaya çalışıyorum. Kendime şunu soruyorum: “Bu bana iyi geliyor mu?” Eğer cevap hayır ise orada kalmamayı seçiyorum. Arkadaşlık ve dostluk kavramlarını da zamanla yeniden tanımladım. Benim için arkadaşlık güvenebileceğim bir alan demek. Yargılanma olmadan konuşabilmek anlaşılmak ve belki de gerektiğinde destek görmek… Dostluk ise daha derin bir bağ. Orada bir çaba değil, bir içtenlik var. Zor zamanlarda bile eksilmeyen bir his.

Belki yaş aldıkça, belki yaşadıkça kalabalıklara olan ilgiminde azaldığını fark ediyorum. Ama bu bir eksilme değil, aksine bir sadeleştirme gibi geliyor bana. Daha az ama daha gerçek ilişkiler kurmanın verdiği huzur çoğu şeyin yerini dolduruyor.

Artık biri bana hızla yakınlık kurduğunda ya da abartılı bir samimiyet gösterdiğinde hemen karşılık vermek zorunda hissetmiyorum. İçimde bir ses sakince konuşuyor: “Dur, hisset… Bu sana iyi geliyor mu?” Ve eğer içimde bir ağırlık oluşuyorsa, nazikçe geri çekiliyorum.

Çünkü öğrendim ki, kendimi korumak bir uzaklaşma değil bir yakınlaşma aslında kendimize, sınırlarımız ve iç huzurumuza. Ve bu yüzden, bazen hâlâ aynı cümleyi kuruyorum ama bu kez daha yumuşak bir yerden

“Yok, almayayım… sahtesi bana iyi gelmiyor.”

Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar

Deneme22 Haz 2026

Salome…

Ve seninle gerçekten yüzleşmek, yalnızca seni anlamaya çalışmak değil; insanın kendi içindeki gölgeye dürüstçe bakabilmesi demek.

Elma Kurdu·2 dk·2·400