YazYorum
Deneme23 Haz 2026

Can Bedende…

İçsel sorgulama.

Yuzika|23 Haziran 2026|2 dk okuma
263 görüntülenme|7 yorum

İçime sığmayan düşünceler taştığında kâğıda, kalem kalem biriktirmeye çalışıyorum; sevdalarımı, dünyalarımı. Sonsuz ihtimallerle var olmuş benliğimde Âdem’in izlerini taşıyorum. Elmanın ısırığından kalan tek bir atomu sorguluyorum, cevap arıyorum sonsuz ihtimaller arasındaki seçeneklerden. Kaybolduğum denizden çıkmak için bir sebep adası bulmalıyım. Varlığa bürünen bilincimi sessizlik hücresinden çıkarmamalıyım. Delilik makamındaki bilincimi sosyolojik form halinde tutmalıyım; öğretide bu değil mi? Sıradanlığı yenenlerin gerçekleri yazıldı. "Geldim," dedi, "gördüm," diye ekledi, "yendim" ile bitirdi. Sonsuz ihtimallerle çevrili olguyu yendiğini düşündü. Uzak Çin’de barut icat oldu, savaş tarihleri değişti. Dinamiti bulanın intihar ettiği söylendi. Makyavel ise "Düşmanına öyle bir vur ki yerinden kalkamasın," dedi. "Ne olursan ol yine gel," diyenin sözü bundan 1000 yıl önce hakikat buldu.

Kendimi, Sezar'ın "Sen de mi Brütüs?" sözünde tezahür eden havanın sonsuzda kaçını soluduğumu düşünürken buldum. Oysa hesap etmek fikrinin başkalarının kuramsal bir matematiği olduğunu öğrendim. Hücredeki bilinçler; getir, yat, kalk komutunu öğrenebilen vahşilerin dönüşümüymüş aslında. Her yeni buluşla bilinçleri şekillendirilmiş insanlar olduğunu anladım. Gerçeği aramak, zor olan. Sıfır noktasının, kalıpları yıkmakla başladığını gördüm. "Atomu parçalamak zor değilmiş, karanlıktaki bilinçlere dokunmak çok daha zor," demiyor muydu feministlerin şahı? Ete kemiğe bürünen bilincin cinsiyeti var mıydı? Feminizme ihtiyaç duyuldu. Bir bilim kime fayda sağlıyordu da kast sistemini binlerce yıl önce icat etti? Aynı tarafta değil miydi cadı avına çıkıp insan yakanlar, kız çocuklarını canlı canlı gömenler?

Galileo hücre arkadaşına demedi mi, "Boynum vurulduğunda gözümü kırpacak mıyım?" diye. "Suçlu olsam daha mı iyiydi?" sorusu da ölüme giderken verilen bir cevap değil miydi? Ertesi gün öleceğini bile bile lir çalmayı öğrenmeye çalışan, ağacın altındaki Newton’dan daha mı şanslıydı?

Hücrende usludur benliğim, senden bu istendi.

Tartışma

Yorumlar

7 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Ayşegül Ulusoy|

İçine sığmayan düşüncelerin kâğıda dökülmüş en rafine hali olmuş. Newton'un ağacından, ölüme giderken lir çalmayı öğrenen o bilincin asaletine kadar her satır ayrı bir manifesto. Bizden istenen o 'uslu hücreleri' terk edip, gerçeği aramanın o zor yoluna çıkmayı felsefi bir dille kışkırtıyor bu yazı. Kalem kalem biriktirdiğin bu dünya için teşekkürler. ♥️

Yanıt yaz

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Yuzika|

Yazıma zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim.

Sevgi Seçen|

Vay cevherleri içinde saklayan yazı olmuş yüreğinize sağlık Varlığa bürünen bilincimi, sessizlik hücresinden çıkarmamalıyım. Delilik makamındaki bilincimi sosyolojik form halinde tutmalıyım. Öğretide bu değil mi helal olsun tebrikler 👏👏

Yanıt yaz

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Yuzika|

Sevgi hocam teşekkür ederim.

Yuzika|

Zaman ayırıp düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim.

Yanıt yaz

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Devam et

Benzer yazılar

Deneme23 Haz 2026

Sahtesi çarpıyor

Bu bir eksilme değil, sadeleştirme ve kendine yakınlaşma hikâyesidir.Sahte ilişkiler ve yapaylıklar arasında kendini korumayı, gerçek bağları fark etmeyi ve içsel dengeyi bulmayı anlatıyor

Sevgi Seçen·2 dk·0·52
Deneme22 Haz 2026

Salome…

Ve seninle gerçekten yüzleşmek, yalnızca seni anlamaya çalışmak değil; insanın kendi içindeki gölgeye dürüstçe bakabilmesi demek.

Elma Kurdu·2 dk·2·400