Sevgili Ernest
Sana bu satırları kelimelerin sessizleştiği, gürültünün ise arttığı bir zamandan yazıyorum.
Keşif
Sana bu satırları kelimelerin sessizleştiği, gürültünün ise arttığı bir zamandan yazıyorum.

Diliyle şiir ahengini ve hece ölçülerini düzyazıya dökerek akıcı ve tek solukta okunan bölümler sunarak edebiyatta bi yeniliğe imza atıyor. Kurgusu bizzat yaşanmış olaylardan esinlenildi ve türkiyenin dört bi yanını tarihiyle beraber anlatan mekan analizleri bulunuyor. Okuyan herkes keyif alacaktır.

Kaderimin nereye ait olduğunu seçemediğim bir nokta. O metal sandalyenin üzerinde kalbini gördüğüm ama bana ait olmayan o silüetleri izlemek mi yazgım. Yoksa o trenlere binip o yüzlerin üstündeki gölgeyi kaldırıp atabilir miyim? Bu ne beyhude bir çaba…
Hayatın telafisi olmayan zorlu bir sınav olduğunu, insanların görünmez yaraları ve cevapsız sorularıyla yapayalnız kaldığını anlatan bir yazı.

Bu; soba ışığındaki çocukluk korkularını ve yitip giden aile sıcaklığına duyulan hüznü anlatan, geçmişe özlem dolu bir anı ve iç döküş yazısıdır.

Acılarından bir şaheser yaratan ressamın, pencereden izlediği küçük bir çocukla sanatın ve yaratmanın özünü sorguladığı çarpıcı bir öykü.

Emekçi ve yorgun ellerin, erken yaşta okul çantası çuvala dönüşen Mahir ile anlatıldığı, 1 Mayıs'ın güzelliğini vurgulayan çarpıcı bir öykü.

Bir kadının nasıl sevilmesi gerektiğini anlatan şiirsel metin; sorumlulukla sevmenin anlamını vurgular.

Sayfa 3 / 4
